İdare Hukuku

İdari Yargılama Hukukunda Davaya Müdahale ve Davanın İhbarı

Davalar genellikle davacı ve davalı taraf arasında görülmekte ve dava sonucunda verilen hüküm davacı ve davalı bakımından sonuç doğurmaktadır. Dolayısıyla davaya taraf olmayan üçüncü kişiler bakımından bir hüküm kurulmaz. Davacı ile davalı arasında görülmekte olan davanın sonucundan etkilenecek üçüncü kişilerin de katılması mümkün kılınmıştır. Bu durumda üçüncü kişinin davaya müdahalesi vardır. Davaya müdahale “asli müdahale” ve “fer’i müdahale” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Davaya müdahale genel itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmektedir. İdari Yargılama Hukukunda davaya müdahale özel hukuktakine benzer.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na atıf yapılacak haller 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31’inci maddesinde sayılmıştır. Sayılan atıflardan biri “davanın ihbarı” diğeri de “üçüncü şahısların davaya katılması” hususlarıdır. Kamu gücü ile birey arasında meydana gelen idari uyuşmazlıklarda, davalı ile idari işlem arasında doğrudan bir bağ bulunmaktadır. Bunların ötesinde doğrudan olmasa dahi dolaylı olarak bir bağı bulunan üçüncü şahıs ya da kurumlar davaya müdahil olmaları için dava bu kişilere ihbar edilir.

İYUK’ta idari yargıda davaya müdahale kurumu düzenlenmemiştir. İYUK madde 31 uyarınca kanunda hüküm bulunmayan haller hususunda HMK’ya atıf yapılmıştır. Bu sebeple davaya müdahale kurumu idari yargıda da mevcuttur.

Asli Müdahale

HMK madde 65’te asli müdahale kavramı “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.” olarak düzenlenmektedir.

Davacı ile davalı arasında görülmekte olan davada, üçüncü kişinin dava konusu olan şey veya hak üzerinde kısmen veya tamamen hak iddia etmek suretiyle, davacı ve davalıya karşı aynı mahkemede ilk davadan bağımsız bir dava açmasına asli müdahale denir. Böylece ilk dava ile aynı yargılama içinde yürütülmektedir, birlikte görülüp karara bağlanmaktadır ve bu sayede çelişkili kararların alınması önlenmektedir.

Asli Müdahalenin Şartları

  • Derdest Bir Dava Olmalı

Üçüncü kişinin asli müdahalede bulunması için görülmekte olan ancak tarafı olmadığı derdest bir dava veya çekişmesi yargı işi olmalıdır. Çekişmesiz yargı işinde asli müdahalede bulunma çekişmesiz yargı işini çekişmeli yargı işine çevirecektir. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz bir dava olmadığından bunlara asli müdahil olmak mümkün değildir.

  • Dava Konusu Olan Şey veya Hak Üzerinde Hak İddiası Olmalı

Asli müdahalede bulunan üçüncü kişinin dava konusu şey veya hak üzerinde ilk davada ileri sürülen haktan daha üstün bir hakkı olduğu veya dava konusu hakkın sahibinin kendisi olduğu yönünde bir iddiası olmalıdır.

İdari yargıda, dava konusu şey veya hak üzerinde hak iddiası olmayacağından üstün hak şartı aranmaz.

  • Asli Müdahil Üçüncü Kişi Olmalı

Bir kişinin asli müdahil olması için ilk davadaki davacı ve davalı taraftan başka bir kişi olması gerekmektedir. Davanın tarafları asli müdahil olarak davaya katılamaz.

  • İlk Davanın Taraflarına Karşı Yeni Bir Dava Açılmalı

Asli müdahil davacı sıfatıyla ilk davanın taraflarını birlikte davalı göstererek ilk davanın görüldüğü mahkemede ilk davadan bağımsız bir dava açmalıdır. İlk davanın davacısı ile davalısı arasında şekli zorunlu dava arkadaşlığı vardır.

  • Asli Müdahil Dava ve Taraf Ehliyetine Sahip Olmalı

Asli müdahil olmak isteyen üçüncü kişi ilk davadan bağımsız bir dava açacağı için dava ve taraf ehliyetine sahip olması gerekmektedir. Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir ve her gerçek kişi yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir. Ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan her gerçek kişi dava ehliyetine sahiptir.

Asli Müdahalenin Usulü ve Sonuçları

İlk dava hakkında hüküm verilinceye kadar ilk davanın görüldüğü mahkemede asli müdahil davası açılabilir. Asli müdahale davası açılabilmesi için asli müdahil üçüncü kişinin açtığı davada harç yatırılması gerekmektedir.

Asli müdahale davası ile ilk dava mahkeme tarafından birlikte yürütülür. Ancak davaların özelliğine göre mahkeme tarafından yargılamanın ayrı ayrı yürütülmesine veya davalardan birini diğer dava için bekletici sorun yapılmasına karar verilebilir.

İlk dava ile asli müdahale davası birbirinden bağımsız davalar olmaları nedeniyle davadan feragat, davanın kabulü veya sulh gibi işlemler kendi içinde hüküm ve sonuç doğurur. Mahkeme tarafından hem ilk dava hem de asli müdahale dava birbirinden bağımsız olduğu için her iki dava hakkında ayrı ayrı hüküm verilmesi zorunludur. Asli müdahale davası hükmüne karşı asli müdahil tek başına kanun yoluna başvurabilir.

Fer’i Müdahale

HMK madde 66’da fer’i müdahil kavramı “Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir.” şeklinde düzenlenmektedir.

Üçüncü kişinin kendi hukuki yararını korumak maksadıyla davanın taraflarından birinin yanında davayı kazanması adına davaya katılmasına fer’i müdahale denir. Fer’i müdahil, asli müdahaleden farklı olarak, davada taraf değildir. Bu durumda fer’i müdahilin takip yetkisi bulunmaması nedeniyle yanında katıldığı tarafın takip yetkisini kullanır; ancak sadece usul işlemlerini yapabilir.

Fer’i Müdahalenin Sonuçları

  • Derdest Olan Bir Dava Olmalı

Üçüncü kişinin fer’i müdahalede bulunması için görülmekte olan ancak tarafı olmadığı derdest bir dava olmalıdır. Asli müdahaleden farklı olarak, çekişmesiz yargı işinde üçüncü kişi fer’i müdahil olarak katılma talebinde bulunamaz.

  • Hukuki Yararı Olmalı

Üçüncü kişinin fer’i müdahil olarak davaya katılabilmesi için davaya katılmada hukuki yararı olmalıdır. Fer’i müdahilin yanında katıldığı tarafın davayı kazanması halinde durumu iyileşecek, yanında katıldığı tarafın davayı kaybetmesi halinde kötüleşecek ise fer’i müdahil üçüncü kişinin hukuki yararının olduğundan bahsedilir. Üçüncü kişinin hem davacı hem davalı yanında müdahil olmasında hukuki yararın olmadığı kabul edilir.

  • Davanın Tarafı Olmamalı

Fer’i müdahil olarak davaya katılacak olan kişi davacı veya davalı taraf olmamalıdır. İhtiyari dava arkadaşlığında birbirinden bağımsız davalar olması nedeniyle ihtiyari dava arkadaşları birbirlerinin fer’i müdahili olarak katılabilirken; zorunlu dava arkadaşlığında zorunlu dava arkadaşları fer’i müdahil olarak davaya katılma mümkün değildir.

  • Tahkikat Sona Ermemiş Olmalı

Tahkikat aşaması, davanın taraflarının ileri sürdükleri iddia ve savunmaların araştırıldığı, belgelerin incelendiği aşamadır. Üçüncü kişi tahkikat bitinceye kadar fer’i müdahil olarak katılma talebinde bulunabilir. Tahkikat aşaması sona erdikten sonra mahkeme tarafından hüküm kurulmamış olsa bile üçüncü kişi fer’i müdahil olamaz.

İdari yargılamada tahkikat aşaması olmadığından, idari yargıda mahkeme tarafından esas hakkında karar verilinceye kadar fer’i müdahil olmak mümkündür.

  • Fer’i Müdahil Dava ve Taraf Ehliyetine Sahip Olmalı

Fer’i müdahil her ne kadar davanın tarafı olmasa da davanın tarafları gibi dava ve taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yukarıda da açıklandığı üzere taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir ve her gerçek kişi yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir. Ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan her gerçek kişi ise dava ehliyetine sahiptir.

  • Fer’i Müdahilin İkametgahı Yoksa Teminat Göstermeli

HMK madde 84’e göre Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında davaya müdahil olarak katılması veya takip yapması durumunda davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini karşılayacak teminat göstermelidir. HMK madde 88/2 uyarınca müdahale talebinde bulunan kişi kesin süre içinde teminatı vermezse müdahale talebinden vazgeçmiş sayılır. MÖHUK madde 48’e göre Türk vatandaşı olmayanlar da yargılama giderleri ile karşı tarafın zararlarına karşı teminat yatırdığı takdirde fer’i müdahil olabilir.

Fer’i Müdahalenin Usulü ve Sonuçları

HMK madde 67’de fer’i müdahale talebi ve incelenmesi “Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur. Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir.” şeklinde düzenlenmektedir.

Fer’i müdahil davaya katılma talebini ve gerekçelerini içeren müdahale dilekçesini mahkemeye sunar. Müdahale dilekçesi mahkeme tarafından davanın taraflarının görüşlerini almak için davacı ve davalıya tebliğ edilir. Fer’i müdahilin yanında katılacağı taraf müdahale talebine itiraz etse bile mahkemece hukuki yarar görüldüğü takdirde müdahale talebi kabul edilir. Aynı şekilde taraflar müdahale talebine itiraz etmese bile hakim hukuki yarar görmediği takdirde katılma talebini reddedebilir.

İdari yargıda yazılı yargılama usulü esas olduğundan, duruşma istisnai bir durum olduğundan tarafların itirazını sunması için mahkeme tarafından süre verilmektedir.

HMK madde 68’de “Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder.” ifadesi ile fer’i müdahilin durumunu düzenlemektedir. Hükme göre fer’i müdahil müdahale talebinin karara bağlanmasından önceki işlemlere itiraz edemez.

Sadece usul işlemlerini yapabilen fer’i müdahil, yanında katıldığı taraf yetki vermediği müddetçe tasarrufta bulunamaz. Fer’i müdahil davadan feragat edemez, davayı kabul edemez, sulh olamaz, dava konusunu başkasına devredemez, yemin teklif edemez, kendisine yemin teklif edilemez. İdari yargıda yürütmenin durdurulması ve duruşmanın yapılması isteminde de bulunamayacaktır. Hukuki dinlenilme hakkı gereği taraflara bildirilen işlemler fer’i müdahile de tebliğ edilir.

Fer’i müdahil dava taraf olarak yer almadığı için dava sonucu hüküm fer’i müdahile yönelik verilmez. Eğer mahkeme fer’i müdahile yönelik hüküm tesis ederse fer’i müdahil tek başına veya yanında katıldığı taraf ile kanun yoluna başvurabilir. Üçüncü kişinin fer’i müdahil olarak katıldığı davada verilen hüküm fer’i müdahil açısından davaya taraf olmadığından kesin hüküm teşkil etmemektedir.

İdari yargılamada fer’i müdahaleye örnek vermek gerekirse bir kişinin atanamayıp yerine başka birisinin atanması durumunda kendisinin atanamayıp, başkasının atanmasının iptali istemli İdare’ye karşı açılacak olan iptal davasında, dava sonucundan etkilenecek olan atanan kişi fer’i müdahil olarak davaya katılabilir.

Davanın İhbarı

Dava, davacı ve davalı arasında görülmektedir ve dava sonucunda verilen hüküm ise davanın tarafları bakımından hüküm ifade etmektedir. Davanın taraflarından biri davayı kaybettiği takdirde üçüncü kişiye rücu etme düşüncesi varsa veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa derdest davayı üçüncü kişiye bildirme ihtiyacı duyabilir. Bu duruma davanın ihbarı denilmektedir. Davanın tarafları veya zorunlu dava arkadaşları birbirlerine ihbarda bulunamaz.

HMK madde 61’de davanın ihbarı ve şartları için “Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Dava kendisine ihbar edilen kişinin de aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunması mümkündür ve bu şekilde ihbar tevali ettirilebilir.” denmektedir.

Davanın ihbarı suretiyle derdest davaya müdahil olması mümkün olan üçüncü kişilere haklarında sonradan açılacak olan davanın önlenmesi ve haklarının korunması adına müdahale imkanı tanınmıştır. Davayı ihbar eden üçüncü kişinin kendi yanında davaya katılmasını bildirmektedir. Ancak üçüncü kişi davayı kendisine ihbar eden taraf yanında davaya katılmak zorunda değildir; üçüncü kişi hangi tarafın yanında katılmasında hukuki yararı varsa o tarafın yanında davaya katılabilir. Kendisine ihbar edilen üçüncü kişi eğer başka bir kişiye rücu etme olanağı varsa veya üçüncü kişinin kendisine rücu etme olasılığı varsa kendisine ihbar edilen üçüncü kişi de davayı başkasına ihbar edebilir. Davanın ihbar edildiği üçüncü kişi hukuki yararı olduğu takdirde davaya müdahil olarak katılabilir.

Üçüncü kişi davanın kendisine ihbar edilmesi ile eğer fer’i müdahil olma şartları da sağlanmışsa fer’i müdahil olma talebinde bulunabilir; sadece davanın ihbar edilmesi ile üçüncü kişinin fer’i müdahil olarak davaya katılması sonucunu yaratmaz. Ancak ihbara rağmen ihbarda bulunulan üçüncü kişi davaya müdahil olmak istemeyebilir.

İhbar tek taraflı usul işlemi olması nedeniyle izne, mahkemenin onayına veya kabule gerek yoktur. İhbar, davanın tarafları veya mahkeme tarafından yapılabilir. Davanın tarafları ihbarı mahkeme aracılığı ile yapmak isterse ihbar sebebinin gerekçelerini bildiren bir dilekçe ile mahkemeye başvurur. Mahkeme tarafından talep kabul edilirse üçüncü kişiye tebligat çıkarılır; kabul edilmezse davanın ihbarı bizzat tarafça yapılır, mahkemenin kabul etmemesi ihbarda bulunmayı engellemez.

İdari yargılamada, İYUK madde 31/1’de “…Ancak, davanın ihbarı (…) Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır.” denmektedir. Re’sen araştırma ilkesi gereği, mahkeme tarafından üçüncü kişinin durumdan etkileneceği kanaatine varılırsa mahkeme davayı üçüncü kişiye ihbar etmek zorundadır.

HMK madde 69’da “Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir. Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir.” denmektedir.

Davanın ihbar edildiği üçüncü kişi davacı veya davalı yanında taraf olarak katılamayacağı için ihbar edilen üçüncü kişi hakkında hüküm kurulmaz. Mahkeme tarafından kurulan hükümde ihbar edilen ile ilgili bir kısım bulunması takdirde, ihbar edilen sadece ilgili kısım için kanun yoluna gidebilir.

Üçüncü kişi kendisine ihbarda bulunduktan sonra davaya fer’i müdahil olarak katılmışsa, açılan rücu davasında ilk davada kurulan hükmün etkisinin olmayacağını ileri süremez. Ancak ilk davanın tarafının ihbarı zamanında yapmaması veya ağır kusurlu olması durumunda ilk davada verilen hükmün rücu davasında etkisi olmayacağını ileri sürebilir. Üçüncü kişi davaya müdahil olmasa bile ihbar edilen üçüncü kişi bakımından ihbarın etkisi doğacaktır. Üçüncü kişi, ihbarın etkisi olarak, kendisine karşı sonradan açılacak rücu davasında ihbar edilen dava hakkında yanlış karar verildiğini ileri süremeyecektir. İdari yargı özel bilgi gerektiren bir alan olup idare hukuku avukatı ile davanızın yürütülmesi hakkınızın korunması için önemlidir. İdari Yargılama Hukuku’nda davaya müdahale ve davanın ihbarı müessesesi daha çok imar ve enerji hukukunda karşımıza çıkmaktadır.

Başa dön tuşu