idari yargida olaganustu kanun yollari iyuk 51 53

İdari yargıda olağanüstü kanun yolları; Yargılamanın Yenilenmesi (İYUK, m. 53) , Kanun Yararına Temyiz (İYUK, m. 51)’dir. Bu kanun yollarına dosya kesinleşmeden başvurulamaz. Hukuk devleti ilkesinin hakim olduğu ülkelerde idarenin hukuka saygılı bir şekilde faaliyette bulunması ve yargı kararlarına harfiyen uyması zorunluluktur. İdari yargılama hukuku ile kamu hukuku  kurallarına göre üstün yetkilerle donatılmış olan idarenin tesis ettiği ve ilgililerin hukuki durumlarında değişiklik meydana getiren idari işlemlerin yargısal denetimi sağlanmaya çalışılmaktadır.

Olağan Kanun Yolları

  • İstinaf (İYUK, m. 45)
  • Temyiz (İYUK, m. 46)

Olağanüstü Kanun Yolları

  • Kanun Yararına Temyiz (İYUK, m. 51)
  • Yargılamanın Yenilenmesi (İYUK, m. 53)

Kanun yolu, davanın taraflarına tanınan hukuksal bir yoldur. Bu yol ile yanlış olarak verildiği ileri sürülen yargı kararlarının, yeniden incelenmesi ve değiştirilmesi sağlanır. Kanun yolları, genel olarak iki kümede toplanır. Bunlardan biri ‘’olağan kanun yolları’’, diğeri ise konumuz olan ‘’olağanüstü kanun yolları’’dır.

İdari Yargıda Kanun Yolları: ilk derece yargı yerleri tarafından verilen kararlara karşı bir üst denetim yeri olan bölge idare mahkemesi ya da Danıştay dava dairesi ya da konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına başvurulmasına denir.

İdari Yargıda Olağan Kanun Yolları: Konumuza geçmeden önce olağan kanun yollarından kısaca bahsedecek olursak; yargı yerlerinden verilen ‘’nihai’’ kararların kesinleşmesine engel olan kanun yollarına olağan kanun yolları denir. Yani yargı yerinin kararına karşı, olağan kanun yollarına başvurulması, o kararın kesinleşmesini önler. Kararın kesinleşmesi, ancak olağan kanun yoluna süresi içinde başvurulmaması ya da başvurulup da isteğin reddedilmesi ile olur. Olağan kanun yolları ‘’İstinaf’’ ve ‘’Temyiz’’ olmak üzere iki adettir.

İdari Yargıda Olağanüstü Kanun Yolları: Asıl konumuz olan olağanüstü kanun yolları ise; kesinleşmiş hükümlere karşı tanınmış olan bir kanun yoludur. Yani kanunda yazılan mahkemelerin verdiği kararın kesinleşmesi, nihai karara dönüşmesi sonucu olağanüstü kanun yollarına başvurulabilir. Olağanüstü kanun yolları; ‘’Kanun Yararına Temyiz/Bozma’’ ve ‘’Yargılamanın Yenilenmesi’’ yolları olmak üzere iki tanedir. Bu yollar ile, kesinleşmiş bir yargı kararının değiştirilmesi sağlanmak istenir.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında nelere bakılır? Konu hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/guvenlik-sorusturmasi-ve-arsiv-arastirmasi-nedir-nelere-bakilir-ne-yapmaliyim/

Kanun Yararına Temyiz

Temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlara karşı, Danıştay Başsavcısı’nın başvurabileceği özel bir temyiz yoludur. Hukuk düzenine ters düşen kesinleşmiş kararlara karşı, Danıştay Başsavcısı, ilgili bakanlığın istemi üzerine, ya da kendiliğinden, kanun yararına temyiz yoluna başvurabilir. Hukuk ve ceza yargılamasında düzenlenen kanun yararına temyiz idari yargıda İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesinde düzenlenmiştir. Kesinleşmiş bir karara karşı öngörülen bir kanun yolu olduğu için olağanüstü bir kanun yoludur. İdari yargıda olağanüstü kanun yolları düzenlemelerinin ilki kanun yararına temyizdir.

Danıştay’ın resmi internet sitesi https://www.danistay.gov.tr/  bu linkten ziyaret edebilirsiniz.

İYUK m.51’de şu şekilde düzenlenmiştir:

(1) İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.

(2) Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.

(3) Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazetede yayınlanır.’’

  • Kanun Yararına Temyizin Şartları

İYUK’un 51. maddesi idari yargıda kanun yararına temyiz yoluna gidebilmek için bir takım şartlar öngörmüştür. Kanunda belirtilen şartlar şu şekilde sıralanabilir:

  1. Bölge idare mahkemesi, idare mahkemesi, vergi mahkemesi ve Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak verdiği bir karar olmalıdır.
  2. Kararların olağan kanun yolu denetiminden geçmeden kesinleşmiş olmalıdır.
  3. Kesinleşen kararlar nitelikleri bakımından hukuka aykırı bir sonucu ifade etmelidir.

Yani verilen kararın idare, vergi, bölge idare mahkemeleri tarafından veya Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak görevli olduğu davalar sonucu verilmesi gerekir. Kanun yararına temyiz yoluna gidilebilmesi için kararların kesinleşmiş olması gerekir. Ancak, kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilmesi için bu kararların temyiz denetiminden geçmemiş olması şarttır. Son olarak bir mahkeme hükmünün kanun yararına bozulabilmesi için gerekli bir diğer şart, söz konusu kararların yürürlükteki hukuka aykırı olmasıdır.

  • Kanun Yararına Temyizde Başvuru Usulü

Kanun yararına bozma yolu Danıştay’ın kendiliğinden harekete geçip karar verdiği bir olağanüstü kanun yolu değildir. Kanun yararına bozma için kanunda belirtilenlerce Danıştay’a bir başvuruda bulunulması gerekmektedir.

İYUK m.51’e göre kanun yararına bozma, Danıştay Başsavcısı tarafından yapılan bir talep üzerine gidilen olağanüstü kanun yoludur. Danıştay Başsavcısı söz konusu başvuruyu ilgili bakanlığın talebi üzerine veya kendiliğinden de yapabilir.

Buradaki söz konusu bakanlık, davada taraf olan idarenin hiyerarşisi içinde bulunduğu bakanlık veya vesayet makamı olan bakanlıktır. Ayrıca öğretide Adalet Bakanlığı’nın da niteliği ve işlevi gereği bütün davalarda ilgili bakanlık olarak kabul edilmesi gerekir. Ayrıca mahalli idareler ile ilgili davalarda İçişleri Bakanlığı, mali gelir ve giderler bakımından da Maliye Bakanlığı, ilgili bakanlık olarak değerlendirilmelidir.

İYUK m.51 kapsamında esas hükmün taraflarının davalarının kanun yararına bozulmasını isteme hakkı yoktur. Ancak davanın taraflarının Danıştay Başsavcısı’na veya ilgili bakanlığa başvurarak esas hükmün kanun yararına bozulmasını isteme hakkı olduğu doktrinde bazı yazarlar tarafından kabul edilmektedir.

  • Kanun Yararına Temyizde Yetkili Makamlar

İYUK’un 51. maddesi kapsamında Danıştay Başsavcısı ilgili bakanlığın veya gerekli görmesi halinde kendiliğinden dava dosyasını getirir ve resen yapacağı inceleme sonucunda, kanun yararına bozma yoluna başvurabilir. Bu tamamen Danıştay Başsavcısının kendi takdirine bağlı bir durumdur. Çünkü İYUK m.51’deki ifade ‘’temyiz olunabilir’’ şeklindedir. Kanunun ifadesinden de anlaşılacağı üzere kanun koyucu tamamen Danıştay Başsavcısı’na takdir yetkisi vermiştir.

İlgili bakanlığın veya davanın taraflarının ileri sürdüğü kanun yararına bozma sebepleri Danıştay Başsavcısı’nı bağlamaz. Kanun yararına bozma başvurusu Danıştay Başsavcısı tarafından bir dilekçe ile yapılır. Söz konusu başvuru harca tabi değildir ve başvuru dilekçesi davanın tarafları için bir hüküm doğurmadığı için taraflara tebliğ edilmez.

Kanun yararına bozmaya konu olan davanın esasa ilişkin hükmü kesinleşmiş olduğu için, kanun yararına bozmada yürütmenin durdurulması talep edilemez. Kanun yararına bozma talebi kabul edilse dahi, kabul hükmünün taraflar üzerinde herhangi bir hukuki etkisi olmaz.

  • Kanun Yararına Temyizde Danıştay’ın Yaptığı İnceleme

Kanun yararına bozma talebi, Danıştay’ın ilgili dairesi tarafından veya Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak gördüğü davalarda Danıştay’ın ilgili kurulu tarafından incelenir. Talep Danıştay’ın ilgili dairesi veya kurulu tarafından uygun görülmez ise reddedilir. Talebin kabul edilmesi halinde ise, kesin hüküm kanun yararına bozulur. Kanun yararına bozma kararına karşı, kararın düzeltilmesi yoluna başvurulamaz.

Danıştay’ın verdiği kanun yararına bozma kararından sonra, dava dosyası esas hükmü veren mahkemeye gönderilir. Esas hükmü veren mahkemenin karara uyması ve direnmesi söz konusu değildir. Bu nedenle esas hükmü veren mahkemenin, söz konusu yargılamayı tekrardan görmesi mümkün değildir. Danıştay’ın kanun yararına bozma kararının bir örneği de ilgili bakanlığa gönderilir.

  • Kanun Yararına Temyizde Başvurusu Süresi

Kanun yararına bozma yolunda, olağanüstü niteliği ve kesinleşmiş kararlar aleyhine başvurulması göz önünde bulundurulduğunda bir süre kısıtlaması olmaması gerektiği açıktır. Nitekim İYUK 51. maddesinde de kanun yararına bozma yoluna ilişkin bir süre öngörülmemiştir. Buna göre, kanun yararına bozma yoluna başvuru yetkisi bulunan kurumlar veya kişiler yürürlükteki hukuka aykırılığı öğrendiği anda, kanun yararına bozma yoluna başvurabilirler.

  • Kanun Yararına Temyizin Sonuçları

Kanun yararına bozma kararları kesin kararı vermiş mahkemenin kararı üzerinde herhangi bir sonuç doğurmaz. Kesin kararı vermiş mahkemenin kanun yararına bozma kararına karşı gidebileceği bir yol yoktur. Kanun yararına bozma kararı sonucunda esas hüküm, ilgili mahkemece tekrar gündeme alınıp görüşülmez.

Kanun yararına bozma kararı yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden birini de oluşturuyorsa, Danıştayın verdiği karar yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyecek olan esas hükmü vermiş mahkeme kararları için kesin bir delil niteliği taşıması gerekir.

Kanun yararına bozma isteminin yanında yürütmeyi durdurma talebi istenemez. Çünkü kanun yararına bozma kararının davanın esasına ve taraflarına ilişkin herhangi bir hukuki değişikliğe yol açmaması yürütmeyi durdurma talebinin işlevine aykırıdır.

Danıştay tarafından kanun yararına bozma kararı verildikten sonra kararın bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir. İlgili bakanlık Danıştay Başsavcılığına başvuran bakanlık olabileceği gibi Başsavcılık tarafından uygun görülen başka bir bakanlık da olabilir.

Son olarak kanun yararına bozma kararı Resmi Gazetede yayınlanır.

Kanun yararına temyiz yolu hakkında bilgilerimizi verdiğimize göre şimdi ‘’Yargılamanın Yenilenmesi’’ yoluna geçebiliriz.

Yargılamanın Yenilenmesi

Yargılamanın yenilenmesi, bazı yargılama hatalarından veya eksikliklerinden dolayı, maddi anlamda kesin hükmün ortadan kaldırılması ve daha evvel kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur.

Bir davanın mahkemede görülmesi sırasında taraflardan biri elinde olmayan nedenlerden dolayı, hakkını kanıtlayamayarak haksız bir duruma düşebilir. Mahkemenin verdiği karar, kesin hüküm halini almakla, gerçeğe uymasa bile, hukuksal gerçek olarak kabul edilir. Sonradan ortaya çıkan bazı durumlar dolayısıyla, haksızlığı anlaşılan bir karara dokunulmaması, başka yönden haksızlık yaratır.

İşte bu gibi durumlarda, kanunda sınırlı şekilde sayılmış olan sebeplere dayanılarak, esas hükmün kaldırılmasını ve davanın yeniden tetkikini sağlayan olağanüstü kanun yoluna, ‘’Yargılamanın Yenilenmesi’’ veya ‘’Yargılamanın İadesi’’ denir. İdari yargıda, yargılamanın yenilenmesine ilişkin kurallar İYUK m.53’te düzenlenmiştir:

(1) Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilir:

  1. Zorlayıcı sebepler dolayısıyla lehine karar verilen tarafın eylemlerinden doğan sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
  2. Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu mahkeme veya resmi bir malam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
  3. Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak ortadan kalkması,
  4. Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi,
  5. Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,
  6. Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,
  7. Çekinmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılmasıyla karar verilmiş olması,
  8. Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.
  9. Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya hüküm aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.

(2) Yargılamanın yenilenmesi istekleri esas kararı vermiş olan mahkemece karara bağlanır.

(3) Yargılamanı yenilenmesi süresi, (1) numaralı fıkranın (h) bendinde yazılı sebep için on yıl, (1) numaralı fıkranın (ı) bendinde yazılı sebep için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl ve diğer sebepler için altmış gündür. Bu süreler, dayanılan sebebin istemde bulunan yönünden gerçekleştiği tarihi izleyen günden başlatılarak hesaplanır.’’

  • Yargılamanın Yenilenmesinin Şartları

Yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurabilmek için aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi gerekir:

  1. Mahkemece verilmiş nihai bir karar olmalı ve bu karar da kesin hüküm niteliğini almalıdır. Kesin olmayan yargı kararlarına karşı, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez. Örneğin; ara kararlarında olduğu gibi. Bundan başka, davayı sonuçlandıran taraf işlemlerinden feragat, kabul, sulh yolu, kesin hükmün tüm sonuçlarını doğurmasına karşın, bunlar için de yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.
  2. Yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden birinin bulunması gerekir. Bu nedenler İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53. maddesinin 1. fıkrasında sayma yolu ile belirtilmiştir.
  3. Yargılamanın yenilenmesi yoluna süresi içinde başvurulmuş olmalıdır.

Bu üç koşulun gerçekleşmesi üzerine, kesin hüküm halini almış olan bir yargı kararı, kararı vermiş olan yargı yeri tarafından yeniden incelenir.

  • Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri

Yargılamanın yenilenmesi nedenleri, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda sayılmıştır. Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilmek için, bu nedenlerden birine, ya da birkaçına dayanmak gerekir. Bu nedenlerin dışındaki bir nedenden dolayı, bu yola gidilemez.

  1. Belgenin Sonradan Ele Geçmesi: Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olmasıdır. Bu belgenin dava görüldüğü sırada var olması ve hükmü etkileyecek nitelikte bulunması fakat dava sırasında ele geçirilememiş olması gerekir. Yargılamanın yenilenmesini isteme süresi, belgenin elde edildiği tarihten itibaren başlar.
  2. Belgenin Sahteliği: Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan önce verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi bulunmamış olmasıdır. Burada yargılamanın yenilenmesini isteme süresi, sahtelik hakkındaki hükmün kesinleştiği tarihten itibaren işler.
  3. Karara Esas Alınan İlamın Ortadan Kalkması: Karar esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesinleşen bir mahkeme kararı ile bozularak ortadan kalkmasıdır. Kesin kanıt olarak kullanılan ve ortadan kaldırılan hüküm, bir ceza mahkemesinden ya da bir hukuk mahkemesinden ya da idari bir mahkemeden verilmiş olabilir.
  4. Bilirkişinin Bilerek Gerçeğe Aykırı Rapor Vermesi: Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararı ile belirlenmesidir. Bu raporun yargılamanın yenilenmesi nedeni sayılabilmesi için, hükmün verilmesinde etkili olmuş bulunması gerekir. Burada süre, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren başlar.
  5. Hile Kullanılmış Olması: Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olmasıdır. Burada söz konusu olan hile, tanıklık, yalan yere and içme, sahte belge gibi nedenlerin dışında kalan hileli bir tutumdur. Örneğin, davayı kazanan tarafın karşı tarafın avukatı ile anlaşması, ya da davanın yürütülmesi sırasında yazılı bildirimlerin alınmasında hileli yollara başvurulmuş olması, bildirimin asıl davalı yerine bir başkasına yaptırılması gibi. Burada süre, hilenin ortaya çıktığı andan itibaren başlar.
  6. Vekil ya da Yasal Temsilci Olmayan Kimseler: Vekil ya da kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunmasıdır. Örneğin; yöntem kurallarına göre, vekil olma niteliği bulunmayan kimseye bildirim yapılarak davanın yürütülmüş ve karara bağlanmış olması gibi. Burada, sadece davanın vekil veya mümessil olmayan kimseler ile görülmüş olması yeterlidir; bu sakatlığın hükmü etkilemiş olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur. Burada süre, yargılamanın yenilenmesi istemine konu olan yargı kararının, aleyhine karar verilen kişiye, ya da gerçek vekil, ya da temsilcisine bildirimi tarihinde itibaren başlar.
  7. Çekinme: Çekinmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılması ile karar verilmiş olmasıdır. Çekinmesi gereken hakimin karara katılmış olması yeterlidir, sonucu etkileyip etkilememesi önemli değildir. Burada süre kararın yazılı bildirimi tarihinden itibaren başlar.
  8. Birbirine Aykırı Hükümler: Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkemeye yahut başka bir mahkeme tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunmasıdır. Yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilmesi için her iki hükmün de kesinleşmesi gereklidir. Burada süre, ikinci kararın kesinleşmesinden itibaren başlar.
  9. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Aykırı Hüküm: Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması da yargılamanın yenilenmesi nedeni kabul edilmektedir.

Bu nedenlerin yanı sıra Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucu verilen iptal kararları da yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilir. Yargılamanın yenilenmesi olanağının kabul edildiği durumlarda, yargılamanın yenilenmesi isteminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten itibaren en geç 90 gün içinde yapılması gerekir.

  • Yargılamanın Yenilenmesine Başvuru Süresi

İYUK m.53’te belirtilen nedenler açısından, aleyhine kesinleşmiş karar verilen taraf, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilmek için kural olarak 60 günlük bir süreye tabidir. Ancak bunun istisnası olarak, İYUK m.53/1-h ve m.53/1-ı bentlerinde belirtilen durumlar için özel süreler düzenlenmiştir.

İYUK m.53/1-h bendinde yazılı sebep için (mahkeme tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmesi halinde) 10 yıllık bir süre verilmiştir. Yani söz konusu sebep gerçekleştiği takdirde, aleyhine karar verilen taraf 10 yıl içerisinde yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilecektir.

Bunun yanında İYUK m.53/1-ı bendinde yazılı sebep için ise (Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM tarafından tespit edilmiş olması veya hüküm aleyhine AİHM’e yapılan başvuru hakkında dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi halinde) 1 yıllık bir süre verilmiştir. Yani söz konusu sebep gerçekleştiği takdirde, AİHM’in kararının ilgilisi olan taraf 1 yıl içerisinde yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilecektir.

İYUK m.53/3’e göre söz konusu bu süreler, dayanılan sebebin istemde bulunan yönünden gerçekleştiği tarihi izleyen günden başlatılarak hesaplanır.

  • Yargılamanın Yenilenmesi İsteminde Bulunma Yetkisi

Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunma yetkisi, asıl davanın taraflarına aittir. Davanın taraflarından olmayan bir kimse, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunamaz. Davanın taraflarından, yargılamanın yenilenmesinde hukuksal bir menfaati olan taraf, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilir. Yararına karar almış olan taraf ise yargılamanın yenilenmesi yoluna gidemez.

  • Yargılamanın Yenilenmesinde Karşı Taraf

Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan taraf, yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde, karşı tarafı da belirtme durumundadır. Yargılamanın yenilenmesine konu olan karardan yararlanan taraf, karşı taraf olarak gösterilir. Başka bir deyişler, eğer davacı yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunuyorsa, davalı karşı taraf olarak gösterilir.

  • Yargılamanın Yenilenmesine Nasıl Başvurulur?

Yargılamanın yenilenmesi istemi, bir dilekçe ile esas kararı vermiş olan mahkemeden istenir.

Yargılamanın yenilenmesi istemleri, kural olarak esas kararı vermiş mahkemece karara bağlanır. İki ayrı yargı yeri tarafından verilen kararların çelişkili olması nedeni ile yargılamanın yenilenmesi istemine bakacak olan mahkeme, son kararı veren mahkemedir. Buna karşın, çelişkili kararlardan biri Danıştay, diğeri alt düzey idari yargı yeri tarafından verilmiş ise, son kararı verenin Danıştay olduğuna bakılmaksızın, yargılamanın yenilenmesi istemini Danıştay karara bağlar.

Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü üzerine, yapılacak yargılama sonunda, mahkeme iki olasılıkla karşılaşır: Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi nedeni bulunsa bile, ya eski kararını doğru bulur ve yineler, ya da eski kararının bir bölümünü, ya da tümünü değiştirir. Yargılamanın yenilenmesi üzerine, eski hükmün bir bölümünün, ya da tümünün değiştirilmesine karar verilmesi durumunda, yeni karar eski kararın yerini alır. Bu karara karşı, temyiz yoluna gidilebilir. Buna karşın, yargılamanın yenilenmesi yoluna, aynı nedene dayanarak ikinci kez başvurulamaz.

İdari Yargıda Olağanüstü Kanun Yolları Başvurusunda Avukat Tutmak Zorunlu mu?

İdari yargıda kanun yolu; ilk derece mahkemelerinin verdiği kararlara karşı bir üst denetim olarak bölge idare mahkemelerince veya Danıştay dava dairesi veya konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri kurulunca yapılan denetimdir. Yazımızda idari yargıdaki olağanüstü kanun yolları olan ‘’Kanun Yararına Temyiz’’ ve ‘’Yargılamanın Yenilenmesi’’ yollarını detaylı bir şekilde anlatmış olduk.

İdari yargı sistemimiz içerisinde yer alan kanun yolları, adaletin gerçekleşmesi ve yargısal denetimin sağlanabilmesi açısından büyük önem arz etmektedir. İdari yargının etkin ve başarılı bir şekilde çalışabilmesi için öncelikle ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların adalet ve hakkaniyete uygun olması ve uygun olmayan kararların ise kanun yolları aracılığıyla adalet ve hakkaniyete uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Bu ise, idari yargı sistemi içerisindeki kanun yollarının kusursuz bir şekilde işlemesi ile mümkün olabilecektir.

İdari yargıda avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Fakat idari yargının yapısı gereği idare hukuku avukatı ile süreci yürütmeniz menfaatinize olacaktır. Zira sonucunda verilecek karar hem maddi hem de manevi olarak sizleri etkileyecektir. Bu nedenle idari yargıda olağanüstü kanun yolları başvurusu avukat ile yapılması sürecin sağlıklı yürütülmesini sağlayacaktır.