Memur Hukuku

Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Memurluğa Etkisi Emsal

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması Ceza Muhakemesi Kanunu 231. madde de düzenlenmiştir. Sanığa verilen ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise, gerekli olan koşulların varlığı halinde verilerek hükmün açıklanmasının 5 yıl süreyle geriye bırakılmasıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının memurluğa etkisi hakkındaki emsal  karar yazımızda paylaşılmıştır. 03.07.2005 tarih ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) ile Türk hukukuna kazandırılmıştır. Bu madde kapsamında;

  • Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması  kişi hakkında hüküm ve sonuç doğurmaz.
  • Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararına sadece itiraz edilebilir. (Temyiz, istinaf mümkün değildir.)
  • Adli sicil kaydında görünmez.
  • Ceza Muhakamesi Kanunu kapsamında bir hüküm değildir.
  • İlgili hakim savcılar hariç ulaşılması mümkün değildir.
  • Ceza Muhakamesi Kanunu kapsamında yasal süresi geçtikten sonra dosyanın düşmesine karar verilir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sanığın yüklenen suçu işlediği sabit olduğu ve yükümlülük yüklediği için beraat kararı niteliğinde değildir. Nitekim bu yükümlülüğün yerine getirilmesi sonucunda verilecek davanın düşmesi kararı da beraat hükmünü niteliğinde değildir. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının memurluğa etkisi bu sebeple önemlidir. Zira bu sebeple devlet memuru olamayan veya memur olup ilişiği kesilen bir çok kişi vardır.

Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Memuriyet Emsal Karar

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının memurluğa etkisi ile ilgili emsal kararımız yazımızın devamındadır.

         T.C.

     DANIŞTAY

ONİKİNCİ DAİRE

Esas No: 2016/240

Karar No : 2017/8

Kararın Düzeltilmesini İsteyen (Davacı)   :

Vekili                                 :

Karşı Taraf (Davalı)          : Adalet Bakanlığı/ANKARA

İstemin Özeti                    : Danıştay Onikinci Dairesince verilen 07.10.2015 tarihli ve E:2015/3447, K:2015/5039 sayılı kararın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

Savunmanın Özeti           : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi   : Dilek Yücel

Düşüncesi                      :Karar düzeltme isteminin kabul edilerek İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava; infaz ve koruma memurluğu öğrenciliğine geçici kabulü yapılan davacının, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması sonucu, “kemik kırığına sebep olacak şekilde yaralama” suçundan dolayı Tarsus 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinden bahisle infaz ve koruma memuru öğrenciliğine geçici kabulüne dair Bakanlık Olur’unun iptali ile infaz ve koruma memuru öğrenciliğiyle ilişiğinin kesilmesine ilişkin 16.01.2014 tarihli ve 466 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Ankara 9. İdare Mahkemesinin 20.11.2014 tarihli, E:2014/196, K:2014/1246 sayılı kararı ile, cezaya neden olan olayın infaz ve koruma memurluğu göreviyle bağdaşmayacak nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Danıştay Onikinci Dairesinin 07.10.2015 tarihli, E:2015/3447, K:2015/5039 sayılı kararıyla İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davacı tarafından, karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz kararının kaldırılarak İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinde yazılı sebeplerden birinin varlığı ile mümkündür.

Davacının kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede ileri sürdüğü sebepler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, Dairemiz kararının düzeltilmesini gerektirecek nitelikte bulunduğundan, kararın düzeltilmesi istemi kabul edilerek anılan kararın kaldırılmasından sonra uyuşmazlığın esası yeniden incelendi;

Anayasa’nın 70. maddesinin 2. fıkrasında; hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemeyeceği kurala bağlanmıştır.

Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği`nin 6. maddesinin 18/b bendinde, ceza infaz kurumları ve tutukevleri ile denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüklerinde görev alacak bütün unvanlardaki personel için güvenlik soruşturmasının olumlu olması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde Devletin güvenliğinin, iç ve dış menfaatlerinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik dereceli birim ve kısımlarını belirlemek, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını düzenlemektir.” hükmüne, “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (g) bendinde; “Güvenlik soruşturması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteneğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesini,” tanımına yer verilmiş, “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında araştırılacak hususlar” başlıklı 11. maddesinde de; ”Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak: a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı. d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgili derecesinin iç yüzü ve nedeni, f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır.” kuralı yer almıştır.

Davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak nitelendirilmesinin ve dava konusu işlemin dayanağı olan Tarsus 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2012 tarihli, E:2012/532, K:2012/793 sayılı kararı incelendiğinde, davacının söz konusu cezayı almasına neden olan yaralama olayının arkadaşıyla şakalaşmasının ciddiyete dönüşmesi üzerine meydana geldiği, daha önceden tasarlanmış olmayıp, anlık gelişen bir durum olduğu görülmektedir.

Bu durumda, davacının yaralama suçundan dolayı 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılması ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verilmesinin, fiilin niteliği ve olayın oluş şekli göz önünde alındığında Güvenlik Soruşturmasının Olumsuz sonuçlanmasına yol açmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu itibarla, davacının infaz ve koruma memuru öğrenciliğine geçici kabulüne dair Bakanlık olur’unun iptali ile infaz ve koruma memuru öğrenciliğiyle ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacının Temyiz İsteminin Kabulü ile Mahkeme kararının Bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine 25/01/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının memurluğa etkisi konulu yazımızın sizlere faydalı olmasını temenni ederiz.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu