Ceza Hukuku

Hırsızlık Suçu ve Cezası

Mal varlığına karşı işlenen suçlar Türk Ceza Kanunu’nun 2. Kitabının 2. Kısmının 10. Bölümünde incelenmiştir. Hırsızlık suçu ve cezası TCK 141. madde de düzenlenmiştir. Ekonomik ve parasal değere sahip olan bütün unsurlar malvarlığı kavramı kapsamına girmektedir. Belirtmek gerekir ki, malvarlığı kapsamına giren unsurların çoğu ekonomik değerlere sahip olsa da bazen korunan değer manevi değere de sahip olabilir. Kişinin çok sevdiği bir kişiye ait mektubu saklaması halinde, bu mektup da malvarlığı kapsamına girmektedir. Bu nedenle malvarlığı geniş bir kapsamda kullanılmıştır. Kısaca malvarlığı kişinin egemenliği, iradi bir biçimde tasarruf edebilirliği bu suçun koruduğu değerlerdir. 5237 sayılı yasa bu suçları hırsızlık, yağma, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık adı altında toplamıştır. Malvarlığına karşı işlenen suçların en önemlisi hırsızlık suçudur. Diğer suçlar ise adeta, hırsızlık suçundan türemektedir. Deyim yerindeyse mal varlığına karşı işlenen diğer suçlar hırsızlık suçunun çocuğu gibidir.

Hırsızlık suçu da yukarıda belirtildiği üzere malvarlığına karşı işlenen suçlar arasındadır. Hırsızlık suçu, başkasına ait taşınır bir eşyayı, o kişinin rızası olmadan bir yarar sağlamak amacıyla alınması sonucunda ortaya çıkan bir suçtur. Söz konusu bu suç 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesi ve devamında

(1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Ekonomik bir değer taşıyan her türlü enerji de, taşınır mal sayılır.”

şeklinde incelenmiştir.

Madde de bahsedilen mal kavramı için belirtmek gerekir ki, bu mal taşınır bir mal olmalıdır. Ceza hukuku açısından bir malın hırsızlığa konu olabilmesi için, somut bir varlığa sahip olması gerekmektedir. Bu varlığın üzerinde egemenlik kurulabilmektedir ve bu kişilik dışında olmalıdır. Örneğin, bir fikir hırsızlığı, ceza hukuku açısından hırsızlığa konu olamamakla beraber başka bir hukuka konu oluşturur ama bir kitap hırsızlığı, kalem hırsızlığı ceza hukuku açısından hırsızlığa konu olabilmektedir. Bir alacak hırsızlığı olamayacakken alacak bir senede bağlanmışsa, bunda da hırsızlık söz konusu olabilir. Hırsızlık konusu, sıvılar ve gazlar içinde söz konusudur. Yani ayni haklara konu olan her şey, fizik açısından bir yer işgal ediyorsa hırsızlığın konusu olabilecektir.

Hırsızlık suçunda, çalınan malın ceza hukukuna konu olabilecek bir değer taşıyıp taşımadığı somut olayın incelenmesi suretiyle çözülecek bir sorundur. Belirtmek gerekir ki, hırsızlık suçunun işlenmiş olması için çalınan malın mutlaka malvarlığı üzerinde bir etki yapması gerekir.

Hırsızlık Suçunun Unsurları

Suçun Hukuki Konusu

Suçun hukuki konusu, hukuk tarafından korunan ve hukuki değer ya da hukuki menfaat olarak nitelendirilen; ceza normları ile de koruma altına alınan menfaat ve değerlerdir. Hırsızlık suçunun işlenmesi karşısında hukuk tarafından korunan değer, mülkiyet hakkı ve zilyedin malı elinde bulundurma hakkıdır.

Suçun Faili

Kanunda suç olarak tanımlanan fiili işleyen kişi suçun failidir. Söz konusu hırsızlık suçunun faili herkes olabilmektedir. Başka bir değişle, suçun failinin etnik kökeni, mesleği, cinsiyeti, yaşı suçun oluşumuna etki etmemektedir.

Suçun Mağduru

Suçun mağduru dendiğinde, akla ilk olarak suç fiili ile saldırıya uğrayan kişi gelmektedir. Hırsızlık suçunun mağduru ise, malı fiilen elinde bulunduran ve rızası dışında bu malı elinden alınan kişidir. Yani, söz konusu suçun mağduru malım maliki olmak zorunda değildir. Hırsızlık suçunun mağduru malın zilyedi yani malı elinde tutan ancak malın maliki olmayan kişi de olabilmektedir.

Eylem

Hırsızlık suçunun işlenmesi için gereken eylem malı elinde bulunduran kişinin elinden bir yarar sağlamak amacıyla o malı, almaktır. Peki ya, fail söz konusu mala dokunduğu anda mı bu suçu işler, malı kaldırdığı anda mı bu suçu işler yoksa malı bulunduğu yerden başka bir yere taşıdığında mı bu suç oluşur? Hırsızlık suçunun oluşması için, hırsızın malı elinde bulunduran kişiden rızası olmadan ve yarar sağlamak amacıyla malı alması ve malın üzerinde egemenliğini kurması gerekmektedir. Hırsızın, söz konusu malın üzerinde egemenliğini kurması ile hırsızlık suçu oluşmuş olacaktır.

Suçun Manevi Unsuru

Hırsızlık suçunun işlenmesi için doğrudan bir kasıt olması gerekir, olası bir kasıtla hırsızlık suçunun işlenmesi mümkün değildir. Doğrudan kasıtla bir suçun işlenmesi için, o suçun bilerek ve isteyerek işlenmesi gerekirken; olası kasıtla bir suçun işlenmesi için ise, suçun gerçekleşme ihtimalini öngörerek ve adeta olursa olsun diyerek suçun işlenmesi gerekir. Hırsızlık suçu da doğrudan bir kasıtla, bilerek ve isteyerek işlenmesi gereken bir suçtur.

Belirtmek gerekir ki, yanlışlıkla bir başkasına ait olduğu zannıyla kişi kendi eşyasını alırsa hırsızlık suçu oluşmaz. Kişinin kendisinin zannıyla başkasının malını almasıyla ise araya hata girer ve kusur ortadan kalkar.

Teşebbüs

Hırsızlık suçu teşebbüse elverişli bir suç türüdür. Ancak, teşebbüs halleri açısından bir takım tartışmalar mevcuttur ki, bu nedenle somut olay nezdinde incelenmesi ve karar verilmesi gereken bir durumdur. Hırsızlık suçu, yukarıda da bahsedildiği üzere başkasına ait bir malı kişinin rızası dışında alması ile işlenen, salt bir davranış suçudur. Kimi hallerde suçun tamamlanması ve sona ermesi arasında farklılıklar bulunabilir. Bu noktada Yargıtay kararlarında hırsızlık suçunda failin kesintisiz takip sonucu yakalanması halinde, suçun teşebbüs halinde kaldığına ve teşebbüs hükümlerine gidilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Bu durumu örneklendirecek olursak, failin kişinin cüzdanını çalması ve koşmaya başlaması sonucunda kişinin kendisini takip ederken gözden kaçırması sonucunda hırsızlık suçu tamamlanmış sayılmaktadır. Ancak, aynı örnekte güvenlik güçleri yahut kişinin kesintisiz takibi sonucunda failin yakalanması durumunda Yargıtay kararlarınca teşebbüs hükümleri uygulanmaktadır.

İştirak

İştirak halleri, suçu birden fazla kişiyle işlemek, birini suçu işlemeye azmettirmek ve birinin suçu işlemesine yardım etmek şeklindedir. Hırsızlık suçunda iştirak hallerinin hepsi söz konusu olabilir. Belirtmek gerekir ki, kişisel cezasızlık nedenlerin olduğu durumlarda yalnızca o kişi için indirim nedeni ya da cezasızlık nedeni söz konusu olabilir. Ancak, kişisel cezasızlıktan yalnızca o kişi faydalanabilir, diğer failler bundan yararlanamazlar.

Hırsızlık Suçunun Cezası

Suçun Temel Halinin Cezası (TCK 141/1):

Hırsızlık suçunun temel halinin cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesinin 1. fıkrasında da belirtildiği üzere, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Hırsızlık Suçunun Nitelikli Hallerinin Cezası (TCK 142-143-144-145):

Suçun temel şekline ilave edilen ve cezanın artırılmasını veya indirilmesini gerektiren hallere, suçun nitelikli halleri denmektedir. Böyle durumlarda kanunda belirtilen suçun basit halinin yanında ek, bir hareket, bir unsur ortaya çıkacaktır. Bu haller kanunda açıkça belirtilir. Hırsızlık suçunun nitelikli halleri ve cezası da kanunda açıkça belirtilmiştir. Bu haller:

  1. Hırsızlık Suçuna Konu Olan Eşyanın Niteliğinin Değişkenliği Hakkında

-Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,

-Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,

-Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,

-Bir afet veya genel bir felâketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,

-Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında, elektrik enerjisi hakkında,

hırsızlık suçunun işlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

  1. Suçun İşlenme Biçiminin Değişkenliği Hakkında

 Hırsızlık suçunun;

– Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,

– Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,

-Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,

-Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle,

– Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,

-Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı hâlde resmî sıfat takınarak,

-Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan büyük veya küçük baş hayvan hakkında,

-Sıvı veya gaz halindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde,

işlenmesi halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Suçun, Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.

Ayrıca suçun, sıvı veya gaz halindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, onbeş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

  1. Suçun İşlenme Zamanı Hakkında

Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar artırılır. Gece vakti, Türk Ceza Kanunu’nda yer aldığı üzere “Güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi” olarak anlaşılmalıdır.

  1. Daha Az Cezayı Gerektiren Haller

Hırsızlık suçunun;

-Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,

-Bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla,

işlenmesi hâlinde, şikâyet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

-Ayrıca, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

Hırsızlık Suçunda Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Kararı

Adli para cezası, yargılamayı gerçekleştiren mahkeme tarafından, hükümlünün bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesidir. Hırsızlık suçu nedeniyle ceza mahkemesi tarafından verilen hapis cezası, somut olayın koşullarının değerlendirilmesi sonucu adli para cezasına çevrilebilir. Hırsızlık suçunun ilgili hükümlerinde de hırsızlık suçunun işlenmesi halinde adli para cezasına hükmedilebileceği ifadesi açıkça yer almaktadır. Ancak, belirtmek gerekir ki hırsızlık suçunun temel hali suçun cezasının 1 yılı aşmaması durumunda para cezasına çevrilebilir. Ancak, nitelikli hallerinde ise suçun cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi için teşebbüs, etkin pişmanlık gibi nedenlerden dolayı cezai indirim yapılmış olması gereklidir.

Erteleme kararında, mahkemece yargılanan kişinin suçlu olduğu tespit edilmiş ve kişi hakkında hapis cezası hükmedilmiştir. Ancak, mahkeme tarafından kişiye verilen hapis cezasının, cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi halinde erteleme kararı verilmiş olacaktır. Hırsızlık suçunun cezalandırılmasında, bahsedilen erteleme kararının verilmesi mümkündür.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararının ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine yol açan bir cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur. Hırsızlık suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası miktarının 2 yıl veya daha az olması halinde suçu işleyen hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilebilir.

Hırsızlık Suçunda Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme     

Hırsızlık suçu re’sen soruşturulan ve kovuşturulan bir suç olmakla birlikte kimi hallerde şikâyete tabi tutulmuştur. Örneğin, kanunda da açıkça belirtildiği üzere, hırsızlık suçunun paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde veya bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla, işlenmesi hallerinde ya da malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere işlenmesi hâlinde söz konusu suç şikâyet üzerine soruşturulmakta ve kovuşturulmaktadır. Ancak hırsızlık suçu re’sen soruşturulan ve kovuşturulan bir suç olması nedeniyle şikâyetten vazgeçilmesi halinde, hırsızlık suçundan dolayı açılmış olan davanın düşmesi durumu gerçekleşmeyecektir. Bu nedenle, dava zamanaşımı olan 8 sene içerisinde mağdur tarafından bildirilmesi halinde soruşturma evresi ve ardından kovuşturma evresi başlayacaktır.

Hırsızlık suçunun basit ve nitelikli halleri gerçekleştiğinde, yetkili ve görevli mahkeme açısından suçun işlendiği yerdeki Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvurulmalıdır.

Uzlaşma, suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesidir. Uzlaşma şikayetten vazgeçme değildir. Hırsızlık suçunun temel hali ve paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde veya bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla, işlenmesi halleri uzlaşma kapsamına giren suçlardandır.

Hırsızlık suçundan kovuşturma veya soruşturma geçiren kişilerin ceza avukatı ankaradan danışmanlık veya hukuki destek alması kendisinin menfaatine olacaktır. Zira hırsızlık suçu yüz kızartıcı suç olup memurluğa engeldir.

Başa dön tuşu