evlilik sozlesmesi nedir

Evlilik sözleşmesi, eşlerin birbirlerine olan davranışlarının bir taahhüdü değil, sadece malvarlıklarını düzenlemek için yapılan bir sözleşmedir. Evlilik sözleşmesinin kanundaki karşılığı mal rejimi sözleşmesi olup halk arasında çoğunlukla evlilik sözleşmesi tabiri kullanıldığından biz de evlilik sözleşmesi ifadesine de yer vermiş bulunuyoruz.

Evlilik sözleşmesi; eşlerin kanunun izin verdiği sınırlar içerisinde mal rejimine ilişkin hükümler hakkında düzenlemeler getiren, resmi şekil şartına bağlı iki taraflı hukuki işleme denir. Mal rejimi sözleşmesi kural olarak resmi şekilde yapılmalıdır.

Babalık davası hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/babalik-davasi-babaligin-tespiti-tmk-301/

Türkiye’de Evlilik Sözleşmesi

22 Kasım 2001 kabul tarihli 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002 de yürürlüğe girmiştir. Bu kanundan önce eşler arasındaki yasal mal rejimi mal ayrılığı iken, bu kanunla birlikte eşlerin tabi olduğu yasal mal rejimi “edinilmiş mallara katılma rejimi” olmuştur. Mal ayrılığı rejiminde mal kimin adına ise onun kabul ediliyorken, bu değişiklikten sonra malın kimin adına olduğu önemini kaybetmiş, malın nasıl edinildiğine bakılarak mal paylaşımına gidileceği düzenlenmiştir.

Mal rejimi sözleşmesi, iki taraflı ve şekle bağlı olarak kurulan bir aile hukuku sözleşmesi olup, eşler TMK’da yer alan mal rejimlerinden herhangi birini, aynen veya Kanun’un izin verdiği değişiklikleri yaparak seçebilirler. Eşlerin seçebileceği mal rejimi tipleri mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı şeklinde sıralanmaktadır.

Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama biçiminde yapılır (TMK m.205/1). Başka bir makam, mal rejimi sözleşmesini onaylayamaz veya tescil edemez. Bununla beraber Türk Konsolosluklarının noter yetkisi bulunduğundan bu sözleşmelerin konsolosluklarda yapılabileceği kabul görmektedir.

Mal rejimi sözleşmesinde bir taraftan eşler arasında düzenlenen mal rejiminin dayandığı temel ayrıntılar düzenlemelerle belirtilebilirken diğer yandan mal rejimi sözleşmesinin yapıldığı sırada eşlerin sahip oldukları mallar ve bu malların hangi mal grubuna dahil olacağı gösterilebilir.

Evliliğin malvarlığına ilişkin genel hükümleri, mal rejimi sözleşmesinin konusunu oluşturmaz. Zira bu hükümlerin bir kısmı zaten emredici niteliktedir ve bu nedenle, baştan itibaren sözleşmenin içeriğine dahil olmaz. Bir kısmı ise taraf anlaşmasına dayanılarak yapılan düzenlemeler olup, bu düzenlemeler değişen şartlara kolayca uyum sağlayacak şekilde taraf anlaşmalarına dayanır. Taraflar bu düzenlemeleri (örneğin evlilik birliğinde birliğin giderlerine katılma payının ne olacağı, evlilik birliğinin temsiline ilişkin anlaşmalar gibi) mal rejimi sözleşmesinin özel şekil şartlarına uymaksızın yapabilirler ve bunları üçüncü kişilere karşı da ileri sürebilirler.

mal rejimi sozlemesi nedir
mal rejimi sozlemesi

Evlilik Sözleşmesi Şartları

  • TMK m. 204/1 uyarınca, mal rejimi sözleşmesini yapacakların ayırt etme gücüne sahip olmaları gereklidir. Evlenecek olan kişinin küçük veya kısıtlı olması halinde, küçük veya kısıtlı, yasal temsilcisinin izni ve gerektiğinde yasal temsilcisinin imzasıyla mal rejimi sözleşmesini yapabilir. Bununla beraber, mal rejimi sözleşmesi yapmak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan yasal temsilci doğrudan doğruya mal rejimi sözleşmesinin tarafı olamaz. Aynı şekilde, iradi temsilci de mal rejimi sözleşmesini eşlerden biri adına yapamaz.

Eşlerden birinin ayırt etme gücüne sahip olmaması halinde, mal rejimi sözleşmesi yapılamaz. Eş, daha sonradan ayırt etme gücünü kaybetmişse, ayırt etme gücü olmayan eşin yasal temsilcisi, mahkemeden mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesini talep edebilir (TMK m. 206/2).  Bu durumda diğer eş de mal ayrılığına karar verilmesi için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.

  • Mal rejimi sözleşmesi, resmi geçerlilik şekline tabi olup noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Eğer mal rejimi sözleşmesi noterin onaylaması şeklinde yapılacaksa, noter, sözleşmenin içeriğinin TMK m. 203 gereği Kanun’daki sınırlamalar içinde olup olmadığını inceler ve Kanun’a aykırı bir husus görürse sözleşmeyi onaylamaz.

Mal rejimi sözleşmesinin imzalanması TBK m. 15 ve 16’daki hükümlere tabidir. Bununla birlikte tarafların noter önünde aynı anda bulunmalarının ve sözleşmeyi aynı anda imzalamalarının gerekip gerekmediği hususu tartışmalıdır. Sözleşmeyi yasal temsilciler de imzalayacaklarsa onların da noterde hazır bulunarak sözleşmeyi imzalamaları gerekir. Önceden verilecek izin ya da sonradan verilecek icazet geçerli değildir.

Mal rejiminin değiştirilmesi veya kaldırılması, TMK m. 203 ve TBK m.13 gereği, yine aynı şekil şartlarına bağlı olup, TMK m. 206’da düzenlenmiş olan durumlar bu kuralın istisnasıdır.

Taraflar aralarındaki mal rejimini ileride değiştirmeyi kararlaştırabilirler. Örneğin, aralarında kabul ettikleri mal rejimini bir çocuklarının doğması halinde veya belli bir süre sonra değiştireceklerini öngörebilirler; fakat öngörülen şart veya süre geriye dönük olarak kararlaştırılamaz ve ilgili mal rejimi geçmişe etkili olarak hüküm ve sonuç doğuramaz. Mal rejimi sözleşmesi, Kanun’un aradığı şekil şartlarına uyulmadan yapılmışsa, kesin hükümsüz olacaktır.

TMK m. 205’de şekil şartı olarak mal rejimi sözleşmelerinin noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılacağı öngörülmüş olmakla birlikte, maddenin ikinci cümlesinde tarafların evlenme esnasında evlenme memuruna hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilecekleri hükme bağlanmıştır. Ayrıca, Evlendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin Ek Madde 1,3 ve 4. fıkralarında evlenecek kişilerin hangi mal rejimini seçtiklerini evlendirme memuruna yazılı olarak verebilecekleri öngörülmüştür; ancak evlendirme memurunun seçilen rejimi onaylaması veya düzenlemesi söz konusu değildir. Evlendirme memuru, daha önce düzenlenmiş veya onaylanmış belgeyi evlenme kütüğünde ilgili alana yazacak ve ilgili Nüfus Müdürlüğü’ne gönderecektir.

Evlat edinme hakkında bilgiyi almak için tıklayınız. https://kadimhukuk.com.tr/makale/evlat-edinme-davasi-tmk-305/

Evlilik Sözleşmesi İçeriğine İlişkin Sınırlamalar

Nişanlılar veya eşler aralarında Kanun’da yazılı mal rejimlerinden birini seçtikten sonra seçtikleri mal rejiminde kanun koyucunun öngördüğü sınırlara bağlı olarak değişiklikler yapabilirler (TMK m. 203). Örneğin, eşler malvarlıklarının hangi mal grubuna dahil olacağını, TMK m. 221’deki sınırlar dahilinde farklı bir şekilde düzenleyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan ve edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin, kişisel mal sayılacağını (TMK m. 221/1) veya kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını kararlaştırabilirler (TMK m.221/2). Eşler mal ortaklığı rejiminde, ortaklık mallarının kapsamını genişletebilir veya daraltabilirler (TMK m. 258, 259); fakat kişisel malvarlığının aleyhine adinilmiş malları çoğaltamazlar.

Bununla birlikte eşler, mal rejiminin tasfiyesinde yasal paylaşım kurallarını değiştirebilirler (TMK m. 237); artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edebilirler (TMK m. 237/1); ortaklık mallarının paylaşımında değişiklik yapabilirler (TMK m. 276/2); değer artış payının paylaşmaya dahil olmamasını eşler yazılı bir anlaşmayla öngörebilirler (TMK m. 227/3); paylaşmalı mal ayrılığında da mesela TMK m.253/3’e göre, tasfiyenin sona ermesinden sonra denkleştirme bedeline faiz yürütülemeyeceğini kararlaştırabilirler; eşler edinilmiş mallara katılma rejimi ile mal ortaklığı rejiminde paylı mülkiyete konu bir mal veya ev eşyası üzerinde nasıl tasarrufta bulunulacağını Kanun’daki düzenlemeden ayrılarak farklı şekilde düzenleyebilirler.

Eşler boşanmanın yan sonuçlarını da mal rejimi sözleşmesiyle aralarında belirleyebilirler; fakat TMK m. 184/ b.5 uyarınca böyle bir anlaşmanın geçerliliği hakimin onayına bağlıdır.

Eşlerden birinin talebi üzerine hakim, şartları varsa eşler arasındaki mal rejiminden mal ayrılığına geçilmesine karar verebilir (TMK m. 206/1). Hakim mal ayrılığına geçişe TMK m. 195 ve 197 gereği karar verebileceği gibi ayrılık kararıyla birlikte de mal ayrılığına geçişe karar verebilir.

Eşler anlaşarak her zaman kabul ettikleri mal rejiminden farklı bir mal rejimine geçebilirler veya önceki mal rejimine dönebilirler (TMK m. 208/1). Bununla birlikte eşler aralarında mal ortaklığı rejimini kabul etmişlerse, eşlerden birinin iflas etmesi üzerine kendiliğinden mal ayrılığı rejimi geçerli olur (TMK m. 209). Ayrıca eşler arasında mal ortaklığı rejimi geçerli ise eşlerden birine icra takibinde bulunan alacaklı, haczin uygulanmasında zarara uğrarsa, mal ayrılığı rejimine geçilmesini mahkemeden talep edebilir (TMK m. 210/1). Eşler bu durumda isterlerse, edinilmiş mallara katılma rejimine geçebilirler; zira sadece bu halde, alacaklının talep hakkı korunmuş olur. Alacaklının tatmininden sonra eşlerden birinin talebi üzerine, hakim mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilir (TMK m. 211/1). Eşler mal ortaklığı rejiminden edinilmiş mallara katılma rejimine geçmek isterlerse, bunu mal rejimi sözleşmesiyle gerçekleştirebilirler (TMK m. 211/1).

Evlilik Sözleşmesi Hükümleri

Mal rejimi sözleşmesi hükümlerini, evlenmeyle veya eşlerin evlendikten sonra mal rejimi sözleşmesi yapmalarıyla başlar; taraflar arasında kurulan sözleşme kural olarak evliliğin sona ermesine kadar devam eder. Fakat, olağanüstü mal rejiminin(mal ayrılığı – Kanun’dan dolayı veya eşlerden birinin talebi üzerine hakim kararıyla-) ortaya çıkmasıyla veya eşlerin anlaşarak başka bir mal rejimini seçmeleriyle yahut eşlerden birinin haklı sebepler varsa mahkemeden talep etmesiyle de mevcut mal rejimi sözleşmesi sona erer. Olağanüstü mal rejimini düzenleyen hükümler emredici olduğundan, olağanüstü mal rejimi talebinden önceden vazgeçmeye ilişkin olarak yapılacak anlaşmalar geçersizdir.

Nişanlılar arasında kurulan ve hükümlerini evlenme sözleşmesinin kurulmasıyla meydana getirecek mal rejimi sözleşmesi, nişanlıların anlaşmasıyla ortadan kalkar. Eşler belirli bir mal rejimine tabi olacaklarını mal rejimi sözleşmesi ile kararlaştırmışlarsa, bu sözleşmeden tek taraflı olarak dönemezler; eşlerin mevcut mal rejiminden dönebilmeleri, açıkça bu konuda anlaşmaları veya TMK m. 203 ve 205’de öngörülen düzenlemeye göre yeni bir mal rejimi sözleşmesi yapmalarıyla mümkündür.

Hakimin evlilik birliğinin korunması için alacağı tedbirler arasında mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesi için haklı nedenin varlığı halinde re’sen mal ayrılığına geçişe karar verme imkanı da vardır (TMK m. 197/2, 195/3, 180).

Mal rejiminin değişmesi, eşler açısından olduğu kadar, eşlerle 3. kişiler arasındaki ilişkiler açısından da önem taşır. TMK m. 213, mal rejimindeki değişikliklerden üçüncü kişilerin zarar görmeyeceklerini ve üçüncü kişilerin alacakları için başvuracakları malların mal rejimi değişse de mevcut alacaklılar için devam edeceğini açıkça hükme bağlamıştır (TMK m.213/1). Kendisine böyle mallar geçmiş olan eş, borçlardan kişisel olarak sorumludur; eş, söz konusu malların borcu ödemeye yetmediğini ispatladığı takdirde, bu ölçüde kendisini sorumluluktan kurtarabilir (TMK m. 213/2).

Mal rejimi sözleşmesinin düzenlenmesinin, ileride ortaya çıkabilecek muhtemel hak kayıplarının önüne geçilebilmesi açısından aile hukuku alanında uzman bir hukukçu tarafından gerçekleştirilmesi her iki eş açısından da oldukça önemlidir. Bununla birlikte örnek teşkil etmesi açısından aşağıda örnek bir mal ayrılığı sözleşmesine yer verilmiştir.

Mal Ayrılığı Sözleşmesi Örneği

“….. Evlendirme Memurluğuna

Taraflar: Biz …….. evlenme tarihinden itibaren “Mal Ayrılığı Rejimine” tabi olmak istediğimizi bildirir, bu seçimlik mal rejimimizin kayda geçmesini saygıyla dileriz.

Tarih

Ek-1: Noter onaylı Mal Ayrılığı Sözleşmesi

Ek-2: Mal varlıklarımızın listesi”

Mal Ayrılığı Sözleşmesi

……………………………ile ………………………arasında, yapılacak/ yapılmış …./…./…./ tarihli evlilik akdi sebebiyle, tarafar Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun verdiği açık yetkiye dayanarak ve evlenme tarihinden geçerli olmak üzere aralarında mal ayrılığı rejimini kabul ettiklerini aşağıda belirtilen yasal sınırlar çerçevesinde beyan etmişlerdir.

1- Her birimiz, yasal sınırlar içerisinde, kendisine ait olan kişisel mallarını yönetmek, bunlardan yararlanmak ve tasarruf etmek hakkına sahip olacaktır. Bir diğeri, diğer eşin menkul ve gayrimenkulleri ile kişisel her türlü malvarlığı üzerinde yönetme ve tasarruf hakkına sahip olmayacaktır.

2- Her birimizin kişisel kullanımında bulunan eşyalar ile 3. kişilerden gelen manevi ve maddi tazminat alacakları yasal olarak kişisel malları oluşturacak ve diğerinin bu alacaklar üzerinde söz hakkı ve tasarrufu bulunmayacaktır.

3- Bağışlamalar, 3. kişilerden gelen miras hak ve payları ile üçüncü kişilerin karşılıksız kazandırmaları kişisel mallar bölümünde yer alacak ve mal ayrılığı prensibi gereği bir diğerinin bunlardan yararlanma, yönetme ve tasarruf etme hakkı bulunmayacaktır.

4- Belirli bir malın kendisine ait olduğunu iddia eden, iddiasını ispatla yükümlü olacaktır. Aksi takdirde aidiyeti ispat edilemeyen mallar, paylı mülkiyetimizdeki mallardan sayılacaktır.

5- Her eş kendi borçlarından dolayı, kendisine ait mallardan tümüyle sorumlu olacak ve bir diğerini borçlandırıcı tasarrufarda bulunamayacaktır. Her birimiz, evlilik birliğini temsil ve yönetme yetkisine dayanarak yaptığımız borçlardan, bir meslek veya sanatın icra edilmesi nedeniyle yaptığımız borçlardan ve birimiz için kişisel sorumluluk doğuran borçlardan ve üçüncü kişilerle anlaşarak yaptığı borçlardan tamamen kendisi sorumlu olacaktır.

6- Her birimizin bir meslek veya sanat icra etmesi durumunda bu meslek ve sanata ilişkin bütün hukuki işlemleri yapma, gelirini kullanma, tasarruf etme hakkı o eşe ait olup, bir diğerinin bu meslek ve sanat icrasıyla ve geliriyle bir ilişkisi ve söz hakkı ile tasarrufu bulunmayacaktır.

7- Yönetim giderleri ve evlilik birliğini temsilen yapılan masraflar her bir eşin ortak katılımıyla sağlanacaktır.

8- Sosyal Güvenlik veya Sosyal yardım kurumlarınca veya özel sigorta şirketlerince yapılmış olan toptan ödemeler, tazminat ve alacaklar ile işgücü kaybı dolayısıyla ödenen tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik kurumunca veya özel sigorta şirketi tarafından ömür boyu irat bağlanması halinde bu gelirler kişisel mal olarak kabul edilecek ve diğer eşin tasarruf ve yönetme hakkı olmayacaktır.

9- Tahvil, bono, resmi senet, repo, borsa, faiz, icra alacakları ve tahsilatları ile banka faizi ve kira geliri gibi irat getiren ve burada sınırlayıcı olarak sayılmayan en geniş anlamdaki tüm kazançlar da mal ayrılığı prensibi gereği kişisel mal varlığı kavramında kabul edilecek ve diğer eşin bu haklar ve alacaklar üzerinde hiç bir şekilde yönetme ve kullanma yetkisi ile tasarrufu bulunmayacaktır.

10- Mal rejiminin sona ermesi hâlinde, her birimiz, diğerinin zilyetliğinde bulunan kendine ait mallarını geri alacaktır. Ayrıca üstün yararı olduğunu ispat eden, öteki önlemler yanında, diğerine ait payın ödeme günündeki karşılığını vermek suretiyle paylı mülkiyetimizdeki malın kendisine verilmesini isteyebilecektir.

11- Evliliğin iptal veya boşanma kararıyla sona erdirilmesi halinde, ailenin ortak kullanımına özgülenmiş ve eşler arasında eşit olarak paylaşma konusu olan konutta kalmaya ve ev eşyalarını kullanmaya, ………………………………………. devam edecektir.

12- Birimizin ölümü halinde, mal ayrılığı rejimine göre, her bir eşin malları mirasçılarına verilecektir. Taraflar, yasal paylaşmanın değiştirilmesine ilişkin anlaşma yapabilirler.




Paylaş