İdare Hukuku

Ertelenen Hapis Cezasının Devlet Memurluğuna Etkisi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51. Maddesi cezaların ertelenmesi kurumunu düzenlemektedir.  Cezaların ertelenmesi kararında, mahkemece yargılanan kişinin suçlu olduğu tespit edilmiş ve kişi hakkında hapis cezası hükmedilmiştir. Ancak, mahkeme tarafından kişiye verilen hapis cezasının, cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi halinde erteleme kararı verilmiş olacaktır. Ertelenen Hapis Cezasının Devlet Memurluğuna Etkisi için DMK 48. maddeye bakılmalıdır. Cezaların ertelenmesi kararı, Kanun’un 51. Maddesine göre:

İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;

a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,

b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,

Gerekir.

  • Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz.
  • Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.
  • Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.
  • Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.”

Ceza Kanunu’ndaki bu düzenlemeyle eski Kanun’dan farklı olarak; cezasının ertelenmesi bir koşullu af olmaktan çıkarılıp ceza infaz kurumu haline getirilmiştir. Ayrıca cezanın ertelenmesi kurumu yalnızca hapis cezası bakımından öngörülmüş, hak yoksunluğu için öngörülmemiştir:

Hak yoksunluklarına ilişkin 53. Maddenin 3 numaralı fıkrasında, mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından 1 ve 2. Fıkralar hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre, hükümlü 1 numaralı fıkrada söz konusu edilen ve kendi alt soyu ile ilgili vesayet, velayet ve kayyımlık yetkilerinin kullanılmasına ilişkin hakların dışında kalan diğer hakları erteleme süresince kullanamayacaktır. Ancak 3 numaralı fıkranın son cümlesinde ey verilen istisnai bir hükümle: “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında 1. Fıkranın e bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.” Denilerek hâkimin takdiri ile 1/e bendinde yazılı hak yoksunluğunun uygulanamayacağına karar verilebilecektir.

Aynı maddenin 4 numaralı fırkasında ise kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan kişiler hakkında 1 numaralı fıkra hükmünün uygulanamayacağı öngörülmüştür. Kanun’un 49. maddesinin 2 numaralı fıkrasında; hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının, kısa süreli hapis cezası olduğu yazılıdır. O halde bir yıl ve daha az süreli hapis cezası alan kimse hakkında hak yoksunluğu uygulanmayacaktır. Ancak, 53. Maddenin 5 numaralı fıkrası hükmü yani ek yoksunlukla ilgili hüküm her iki madde de uygulanacaktır.

657 Sayılı Yasa 48. Madde

Ceza Yasası’ndaki bu hükümlerle 657 Sayılı Yasa’nın 48. Maddesinin A/Salt bendinde yer alan hükmün birlikte değerlendirilmesinde;

Kasten işlenen bir suçtan dolayı;

  • Bir yıl veya daha fazla süre ile hapis cezasına ya da alt bentte sayılan suçlardan biriyle mahkum olan kimse, bu mahkumiyeti ertelense bile, memuriyete ya da kamu görevine alınamaz, memur ya da kamu görevlisi ise memuriyete son verilir.
  • Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan kimse; hakkında TCK’nun 53/1-e hükmü gereği hak yoksunluğuna hükmedilmemekle birlikte 3 numaralı fıkranın son cümlesinde 5 numaralı fıkrada belirtilen ek hak yoksunluğunun uygulanmayacağına karar verilebileceğine dair bir hükme yer verilmediğinden, 5 numaralı fıkra gereğince ek hak yoksunluğu süresi geçtikten sonra memuriyete alınması olanaklıdır. Bu kimse memur ise, görevine son verilmez, ancak ek hak yoksunluğu süresinin tamamlanmasına kadar memuriyeti askıya alınır.

Örneğin, görevi kötüye kullanmaktan 2 yıl hapis cezasına mahkum edilen ve cezası ertelenen memurun aynı zamanda kamu haklarından da yasaklandığını ve 53/5. Fıkra gereğince de 1 yıl ek hak mahrumiyeti verildiğini, hapis cezasının ertelendiğini düşünelim. Erteleme kararıyla bu memura verilen hapis cezasının infazı belirli bir süre için ertelenmekte olup, bu sürenin iyi halli geçirilmesi durumunda hapis cezası infaz edilmiş sayılacaktır. Bu memurun kamu haklarından yasaklılık hali ise, ertelenen mahkumiyet süresinin sonuna kadar devam edecek, infazın bitiminden itibaren de ek hak yoksunluğu başlayıp mahkemece tespit edilen sürede sona erecektir. Bu durumda olan memur, mahkumiyeti ertelenmiş olsa bile, 48/A-5 hükmünde öngörülen; 1 yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olmamak koşulunu kaybettiğinden 657/98. maddeye göre görevine son verilecektir.

Bu memura bir yıldan az verilen, örneğin 8 ay kısa süreli hapis cezası ertelendiği takdirde; hapis cezasının 1 yıldan az olmasından, ayrıca TCK 53/3 hükmü gereğince de hakkında hak yoksunluğu uygulanmayacağından, memuriyet görevine son verilemeyecek, ancak ek hak yoksunluğu süresi sonuna kadar memuriyeti askıya alınacak, süre tamamlanınca da memuriyete devam edecektir.

Örnekteki memur rüşvete teşebbüs suçundan 8 ay süre ile hapis cezasıyla cezalandırılıp ertelenmiş ve hakkında hak yoksunluğu kararı verilmemiş olsa bile, işlediği suç; 657/48- A/5 numaralı alt bendinde sayılan suçlardan olması nedeniyle, aynı alt bendin ilk cümlesinde yer alan; “TCK’nun 53. Maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile” hükmü gereğince görevine son verilecektir. Bizi bu sonuca götüren Danıştay Birinci Dairesi 25.03.2009 tarih ve E: 2009/221; K: 2009/535 sayılı kararıdır.

Bu kararda, “657 sayılı Kanunun 48. maddesinin A bendinin 5. alt bendinde geçen “ Türk Ceza Kanunu’nun 53. Maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile” ifadesi; bu alt bentte süre süre ( bir yıl veya daha fazla süreli) yönünden belirlenen hapis cezasına veya tür (zimmet, hırsızlık gibi) itibariyle sayılan suçlardan dolayı mahkumiyet halinde, cezanın infaz süresi veya ek süre tamamlanarak hak ve yetki yoksunluğu kalksa bile, mahkumiyet kararı kalkmadığı için devlet memurluğuna atama hakkını kazandırmamakta, nitelik kaybı nedeniyle memuriyete son verilmesini gerektirmektedir. Mahkumiyetin ertelenmiş olması da bu durumu değiştirmemektedir. Sonuç olarak, 657 sayılı Kanunun 48. maddesinin A bendinin 5. Alt bendi hükmü, bu hükümde belirlenen süreli hapis cezası veya nevi sayılan suçlardan mahkumiyet halinde, Devlet memurluğuna atanma ve memuriyeti sürdürme hak ve yetkisini süresiz olarak ortadan kaldırır” denilerek söz konusu suçlardan mahkumiyet halinde memuriyete alınmanın mümkün olmadığı, memur ise görevin sona ereceği sonucuna varılmıştır.” denilerek bu konudaki tereddüt giderilmiştir.

Başa dön tuşu