Doktor Hatası Tazminat Davası - Malpraktis Tam Yargı Davası

Doktor hatası tazminat davası özel hastane veya devlet hastanesinde tedavi görmeye göre usulü farklılık göstermektedir. Devlet hastanesinde doktor hatası olduysa idare mahkemesinde idari dava açılmalıdır. Fakat özel hastanede olmuşsa tüketici mahkemesinde hukuk davası açılmalıdır.  Anayasamızın 56. maddesine göre herkes sağlıklı bir çevrede yaşama hakkında sahiptir. Devlet ise herkesin beden ve ruh sağlığını sürdürmesini sağlama, sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleme görev ve sorumluluğundadır. Bu çerçevede sağlık hakkı, anayasamız tarafından güvence altına alınmış, devlete de bu konuda sorumluluk yüklenmiştir.

Tıbbi açıdan en uygun tedaviyi alma ve hastalık durumunda koşulsuz olarak, yeterli ve nitelikli sağlık hizmetinden faydalanma Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) Hasta Hakları Bildirgesi’nde de bir hak olarak tanımlanmaktadır.

Hekimin gerekli tecrübeye sahip olmaması veya söz konusu özen yükümlülüğünü yerine getirmemeleri nedeniyle hastanın zarar görmesi nedeniyle hekimliğin kötü uygulanması (malpraktis) durumu ortaya çıkar. Kötü hekim uygulaması (malpraktis) nedeniyle hastanın zarar görmesi durumunda da tazminat sorumluluğu gündeme gelmektedir.

Doktor Hatası – Malpraktis Nedir?

TTB’nin Hekimlik Mesleği Etik Kuralları’nın “Hekimliğin Kötü Uygulanması (Malpraktis)” başlıklı 13. maddesine göre;

“Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi “hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir.”

doktor hatası (malpraktis) kavramını tanımlamaktadır.

Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre “Tıp biliminin standartlarına ve tecrübelere göre gerekli olan özenin bulunmadığı ve bu nedenle de olaya uygun gözükmeyen her türlü hekim müdahalesi uygulama hatası (malpraktis) olarak anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, hastanın tanı ve tedavisi sırasında standart uygulamanın yapılmaması, bilgi ve beceri eksikliği, hastaya uygun tedavi uygulanmaması; tıbbi hata olarak tanımlanabilir. (Danıştay 5. Dairesi, 2016/3551 K.)

Danıştay’ın söz konusu tanımlamasından da görüleceği üzere tıp biliminin standartları, gerekli olan özen ve bunun sonucunda gerçekleşen uygun görünmeyen hekim müdahalesi kavramlarının ne anlama geldiğinin izah edilmesi gerekmektedir.

Söz konusu yargı kararına göre;

Tıp Biliminin Standartları: Tıbbi standart kavramı ile tıp ilminin genel olarak tanınıp kabul edilmiş meslek kuralları kastedilmektedir. Tıbbi standart ihlali değişik şekillerde gerçekleşebilir; teşhis, tedavi (endikasyon eksikliği, yanlış tedavi yönteminin seçimi) ve müdahale sonrası bakım yönetimi bunlardan bazılarıdır.

Gerekli Özen Yükümlülüğü: Hekimin özen yükümlülüğünün ihlali, üç alanda yoğunlaşmaktadır; birincisi, hastanın tedavisinde yani teşhis, endikasyon, tıbbi tedbirin seçimi, bu tedbirin uygulanması, tedavi yahut cerrahi girişim sonrası bakım alanındadır. İkincisi, hastanın aydınlatılması ve anamnez (hastalığın teşhisi için bilgi alınması süreci)  alınmasıdır. Üçüncüsü, klinik organizasyonu alanında (personelin niteliği, yeterli sayıda personel bulundurulması, hekimlerin birbiriyle işbirliği (Konsültasyon)dir. Bu üç alandaki kusuru, sırasıyla uygulama kusuru (tedavide hata), aydınlatma kusuru ve organizasyon kusuru olarak değerlendirmek mümkündür.

Komplikasyon: Tıbbi girişim sırasında öngörülmeyen, öngörülse bile önlenemeyen durum, istenmeyen sonuçtur; ancak bunun bilgi ve beceri eksikliği sonucu olmaması gerekir. Bu tanıma göre, hekimin tıbben kabul ettiği normal risk ve sapmalar çerçevesinde davranarak gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen ortaya çıkan istenmeyen sonuçlardan yasal olarak sorumlu olmayacağı belirtilmektedir. Hasta tıbbi uygulama sırasında ve sonrasında kusur olmadan da oluşabilecek istenmeyen sonuçları, komplikasyonları bilirse ve uygulamaya onay verirse tıbbi müdahale hukuka uygun olur. Hastada oluşan zararlı sonuç öngörülemiyor ve önlenemiyorsa veya öngörülebilse bile (hastanın yeterince aydınlatılmış, onayı alınmış olması ve uygulamada kusur olmaması şartı ile) önlenemiyorsa bu durumun komplikasyon olarak kabulü gerekmektedir. Yine bu noktada, tıbbi standartlardan sapılmaması, mesleki tecrübe kurallarına riayet edilmiş olması gereklidir. Yine meydana gelen komplikasyon sonrası süreçte de uygulanan teşhis ve tedavinin de tıp kurallarına uygun olması gerekmektedir. Bu noktada komplikasyon sonrası yönetim süreci de hizmet kusurunun varlığını tespit etme adına önem arz etmektedir.

Tıbbi Hata, Doktor Hatası Çeşitleri Nelerdir?

Tıbbi hata doktor hatası çeşitlerinin önceden sınırlı olarak sayılması mümkün değildir. Somut olayın uygulanmasına göre çeşitlilik gösterebilmektedir. Bu durumda doktor hatasına örnek verecek olursak;

  • Teşhis hatası,
  • Tedavi hatası,
  • Yanlış taraf cerrahisi,
  • Vücutta yabancı madde unutulması,
  • Organizasyon kusuru,
  • Acil ünitelerinin yetersiz olması,
  • Yoğun bakım ünitelerinin yetersiz olmasına karşın ameliyat yapılması,
  • Konsültasyon istenmemesi,
  • Komplikasyon yönetiminin yapılamaması,
  • Endikasyon şartı yokluğu,
  • Enfeksiyon ve hijyen kurallarına uyulmaması,
  • Komplikasyonun fark edilememesi,
  • Hasta karıştırma,
  • Hatalı laboratuvar tetkikleri sayılabilir.

Doktorun (Hekimin) Sorumluluğu

Bu noktada hatalı tıbbi uygulama sonucu doğacak sorumluluk kusura dayalı genel sorumluluktur. Hekimin hukuksal sorumluluğu bakımından ölçü; tecrübeli bir uzman hekim standardıdır. Hekim, objektif olarak olayların normal gelişimine ve subjektif olarak da kendi kişisel tecrübesine, kişisel yeteneğine, bireysel mesleki bilgisine, eğitiminin nitelik ve derecesine göre, hastanın sağlığında bir zarar gelmesini önceden görebilecek durumda olmalıdır. Bu halde karşımıza özen yükümlülüğü çıkmaktadır. (Özen yükümlülüğü yukarıdaki kısımda açıklanmıştır)

Doktorun Tazminat Sorumluluğunun Hukuki Dayanağı ve Dava Türleri

Sağlık hizmeti veren kuruluşun ve doktorun hukuki durumuna göre tazminat sorumluluğunun hukuki dayanağı ve buna göre açılacak davanın da türü değişecektir. Sağlık hizmeti veren yerin kamu idaresi ve doktorun da kamu görevlisi olması sebebiyle hizmet kusuru, gerçek veya özel tüzel kişilerce verilen sağlık hizmetlerinde de duruma göre haksız fiil, vekâletsiz iş görme veya hasta ile sağlık hizmeti veren kişi veya yer ile arasında sözleşme ilişkisi varsa sözleşmeye aykırılık söz konusu olacaktır.

Borçlar Hukuku Bağlamında Sorumluluk 

Haksız Fiil: Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49. maddesine göre “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Doktorun insan bedenine kötü hekim uygulamalarıyla yaptığı her türlü müdahale haksız fiil niteliğindedir.

Sözleşmeye Aykırılık: Hastanın iradesinin alınamadığı acil müdahale veya hastanın kendinde olmadığı hastanın baygın durumda olması veya ameliyatta narkoz etkisinde bulunması halleri dışında doktor ve hasta ilişkisi sözleşme ilişkisidir. TBK’nın 1. maddesine göre “Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.” Sözleşme ilişkisi de ya vekâlet sözleşmesi ya da hizmet sözleşmesi şeklinde gerçekleşir. Hasta ve doktorun karşılıklı irade uyuşmaları dışında yani doktorun bu sözleşme ilişkisine aykırı davranışıyla bir zararın doğması halinde doktor sözleşmeye aykırılık hükümleri uyarınca sorumlu olacaktır.

Vekaletsiz İş Görme: Doktorun hastanın onayı olmaksızın acil gerçekleşen durumlardaki müdahalesi vekaletsiz iş görmeye dayanmaktadır. TBK’nın 526. maddesine göre “Vekâleti olmaksızın başkasının hesabına işgören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür.” Yine aynı kanunun 527. maddesine göre de “Vekâletsiz işgören, her türlü ihmalinden sorumludur. Ancak, işgören bu işi, iş sahibinin karşılaştığı zararı veya zarar tehlikesini gidermek üzere yapmışsa, sorumluluğu daha hafif olarak değerlendirilir. İşgören, işsahibinin açıkça veya örtülü olarak yasaklamış olmasına karşın bu işi yapmışsa ve iş sahibinin yasaklaması da hukuka veya ahlaka aykırı değilse, beklenmedik hâlden de sorumlu olur. Ancak, işgören o işi yapmamış olsaydı bile, bu zararın beklenmedik hâl sonucunda gerçekleşeceğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.”

Borçlar Hukuku Bağlamında Sorumlulukta Görevli ve Yetkili Mahkeme

Borçlar hukuku bağlamındaki sorumlulukta genel mahkeme asliye hukuk mahkemeleri ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 10. maddesi gereği dava açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesidir.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 3/1-l maddesine göre “Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi”dir.

Doktor hatası (malpraktis) sebebiyle eser veya vekalet sözleşmesi nedeniyle açılacak tazminat davalarının sınırı 2021 yılı itibarıyla 7.550 TL’nin altındaysa İlçe Tüketici Hakem Heyeti, 7.550 TL ile 11.330 TL arasındaysa İl Tüketici Hakem Heyeti (TKHK’nın m:68), 11.330 TL’nin de üstündeyse TKHK’nın 73. maddesi gereği Tüketici mahkemeleri görevlidir. Bu halde yetkili mahkeme, sözleşmenin ifa yeri (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m: 10) veya davacının yerleşim yeri mahkemesi (TKHK m:73/5) yetkili olacaktır. Tüketici Mahkemesi’ne başvurmadan önce arabulucuya başvurmanın bir dava şartı olduğu, aksi halde davanın reddedileceği unutulmamalıdır.

Şayet tıbbi hatada bulunan doktora değil de doktorun sigorta şirketine dava açılacaksa o halde görevli mahkeme Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-a hükmü gereği asliye ticaret mahkemeleri olacak özel bir yetki söz konusu değilse davalının bulunduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır..

Ceza Hukuku Bağlamında Sorumluluk

Doktorun tıbbi müdahaleyi gerekli şekilde yapmadığı, geç yaptığı veya hiç yapmadığı haller Türk Ceza Kanunu ile diğer kanunlarda belirtilen cezai düzenlemeler kapsamına girmesi hallerinde, doktorun icrai veya ihmali davranışındaki kastının veya taksirinin olması ve söz konusu davranış ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağının olması hallerinde doktorun cezai sorumluluğu gündeme gelebilecektir. Doktorun memur olması halinde söz konusu icrai ve ihmali davranışı yine memur suçlarına “görevi kötüye kullanma, görevi ihmal vb.” sebebiyet verebilecektir. Doktorun cezai sorumluluğu bağlamında kasten öldürme, kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi, takdirle öldürme, kasten yaralama, taksirle yaralama vb. suç tipleri gündeme gelebilecektir.

Taksirle yaralama suçu ve cezası hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/taksirle-yaralama-sucu-cezasi-turk-ceza-kanunu-tck-89/

Ceza Hukuku Bağlamında Sorumlulukta Görevli ve Yetkili Mahkeme

Doktorun cezai sorumluluğu bağlamında ise soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcılıkları yürütecek, doktorun memur statüsünde olması halinde de soruşturmanın başlatılabilmesi için yetkili amirinin iznine ihtiyaç duyulabilecektir. Hakkında hazırlanan iddianamedeki iddia edilen suç türüne göre doktor, ağır ceza mahkemesinde veya asliye ceza mahkemesinde yargılanabilecektir.

Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesi olacaktır.

Doktorun cezai sorumluluğu bağlamında ise soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcılıkları yürütecek, doktorun memur statüsünde olması halinde de soruşturmanın başlatılabilmesi için yetkili amirinin iznine ihtiyaç duyulabilecektir. Hakkında hazırlanan iddianamedeki iddia edilen suç türüne göre doktor, ağır ceza mahkemesinde veya asliye ceza mahkemesinde yargılanabilecektir.

Suç türüne göre doktor, ağır ceza mahkemesinde veya asliye ceza mahkemesinde yargılanabilecektir.

İdari Hukuku Bağlamında Sorumluluk

Hizmet Kusuru: Hizmet kusuru, hizmeti sunmakla görevli idarenin söz konusu hizmeti gereği gibi sunmaması veya hiç sunmamasıdır. İdari yargıya göre hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesidir (DİDDK 2007/2113 E 2011/1468 K.). Kamu hastaneleri, devlet üniversitesi hastaneleri, aile hekimliği vb sağlık hizmeti sunan yerler kamu tüzel kişiliğine haiz yerlerden olup kamu hizmeti sunmaktadır. Burada görev yapan doktorlar da devlet memuru veya kamu görevlisi statüsündedir ve bu kişilerin de mesleki hataları da hizmet kusuru kapsamındadır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 3/c maddesinde, vakıflar tarafından yükseköğretim kurumu açılabileceği kabul edilmiş, aynı maddenin (d) bendinde, ayrım yapılmaksızın, üniversitelerin kamu tüzel kişiliğine sahip oldukları belirtilmiştir. Bu sebeple vakıf üniversitelerinin hastanelerinde görev yapan doktorun da hatası da hizmet kusuru kapsamındadır. Hizmet kusuru bağlamında açılacak dava da tam yargı davasıdır.

Makalemizin konusu idarenin hizmet kusuru nedeniyle idare aleyhine açılacak tam yargı davası olduğu için bu konu hakkında detaylı bilgi verilecektir.

Doktor Hatası Tazminat Davası (Malpraktis) ve Tam Yargı Davası

Tam Yargı Davası Kime Karşı Açılır?

Kamu hastaneleri, devlet üniversitesi hastaneleri, aile hekimliği vb sağlık hizmeti sunan yerler kamu tüzel kişiliğine haiz yerlerden olup kamu hizmeti sunmaktadır. Burada görev yapan doktorlar da devlet memuru veya kamu görevlisi statüsündedir.

Anayasamızın 40. maddesine göre “Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” Yine 125. maddesine göre “ “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür”. Son olarak Anayasamızın 129. maddesinde “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” denilmektedir.

Devlet Memurları Kanunu’nun 13. maddesine göre de, “Kişiler, kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan ötürü, bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar.”

Anayasamızın ve Devlet Memurları Kanunu’nun amir hükümleri çerçevesinde doktorun hatası (malpraktis) nedeniyle açılacak tam yargı davaları söz konusu kusurlu davranışta bulunan doktor aleyhine değil o kusurlu hizmeti sunan idare aleyhine açılmak zorundadır.

Tam Yargı Davasında Tazminata Hükmedilebilmesi İçin Gereken Şartlar

Doktor hatası sebebiyle tazminat davası açılabilmesi için bazı hukuki durumların gerçekleşmesi zaruridir. Bunlara gelmeden önce ise belirtmekte fayda olduğunu düşündüğümüz bir hususun değerlendirilmesi gerekmektedir. Hukukumuzda tazminatın belirlenmesi yönteminde tazminat bedeli zarardan fazla olamayacaktır. Bu sebeple zarar miktarının belirlenmesi açılacak olan tazminat davalarında öncelikle üzerinde durulması gereken hususlardandır. Örneğin zarar 5 kalem ise mahkeme tarafından 7 kalem tazminata hükmedilmesi gibi bir durum mümkün değildir. Zira tazminat miktarı hiçbir zaman zenginleşme aracı olarak kullanılamaz ve zarardan fazla olamaz.

Bu durumu belirttikten sonra tazminata hükmedilebilmesi için gerekli olan hususların dikkatlice analiz edilmesi konusuna gelinebilir. Nitekim tazminat, maddi tazminat ve manevi tazminat olarak ikiye ayrılmıştır. Maddi tazminat kişinin mal varlığında meydana gelen azalma olarak tanımlanabilir.

Manevi tazminat ise kişinin yaşadıklarından dolayı acı elem keder çekmesi, manevi boyutta yaşam sevincini kaybetmesi durumudur.

Bu durumda doktor hatası sebebiyle açılabilecek tazminat davaları maddi ve manevi tazminat davalarıdır. Doktor hatası (malpraktis) sebebiyle maddi ve manevi kaybın giderilebilmesi için idare aleyhine açılacak olan tam yargı davalarında tazminata hükmedilebilmesi (haksız fiilden idarenin hizmet kusurunun bulunması ve bu kusur nedeniyle meydana gelen zarar ile arasında illiyet bağının bulunması şarttır.

Bu hususların bulunmaması durumunda hizmet kusuru nedeniyle açılan tam yargı davalarında tazminata hükmedilemeyecek ve davanın reddi yoluna gidilecektir. Bunun üstesinden gelmek için dava açmadan önce sayılan hususların gözden geçirilmesi, tıp hukuku alanında uzman bir kişinin bilgisine başvurulması sonuca ulaşmak amacıyla son derece önemlidir.

Tam yargı davalarında zarara uğrayan hasta veya hastanın idarenin vermiş olduğu sağlık hizmetinin gereği gibi yapılmadığını veya hizmetin hiç verilmediğini ispatla mükelleftir. Aleyhine tam yargı davası açılan idare ise davacının bu iddiasına karşı vermiş olduğu hizmette bir kusurunun olmadığını ortaya koymaya çalışacaktır.

Tam yargı davalarında borçlar hukukundan kaynaklanan sorumluluktan farklı olarak idare hukuku ilkeleri geçerli olacak, bu bakımdan idarenin hizmetinin kusurlu olup olmadığı yasal mevzuata göre ve idare hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirilecektir.

Doktor hatası nedeniyle açılacak tazminat davalarında bilirkişi raporları büyük önem taşımaktadır. Tıbbi ve teknik bir konu olması nedeniyle mahkeme meydana gelen zararda doktor hatasının olup olmadığını, ya da ne derecede etkili olduğunu değerlendiremeyebilir. Bu nedenle de konunun uzmanları tarafından hazırlanacak bilirkişi raporuna ihtiyaç duyabilir. Bilirkişi tıbbi durum konusunda ne yapılması gerektiği, ne yapıldığı, zarara doktor hatasının etkisi konularındaki tespit ve değerlendirmelerini Mahkemeye sunar. Taraflar bilirkişi raporuna itiraz edebilirler, bu durumda Mahkeme yeni bir bilirkişi raporu isteyebilir. Bilirkişi raporunda yer alan tespit ve değerlendirmelerin takdiri Mahkemeye aittir.

Tam Yargı Davasında Tazminatın Türü, Miktarı ve Faiz Başlangıç Tarihi

Doktor hatası (malpraktis) nedeniyle açılacak tam yargı davasının konusu söz konusu hizmet kusuru nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararların giderilmesi için maddi ve manevi tazminattır.

İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle, uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade eder (Danıştay 15. Dairesi, 2010/11290 E, 2014/5905 K). Örneğin tedavi giderleri, çalışma gücünün azalması veya yok olması, ekonomik geleceğin sarsılması, efor kaybı, ilaç ve protez vb masrafları, hastaneye gidş-geliş yol ücretleri, zorunlu hallerde refakatçi masrafları, iş gücü kaybı ve bu sebeple uğradığı kazanç kaybı gibi malvarlığını ilgilendiren kayıplardır. Örneğin, doktor hatası nedeniyle kolunu kaybeden bir kişinin işçinin işini yapamaz duruma gelmesi nedeniyle uğradığı kayıp maddi tazminatının konusunu teşkil edecektir.

Manevi zarar, kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama gücünü azaltan olaylar nedeniyle duyulan acıyı, ıstırabı veya kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle şeref ve haysiyetin rencide edilmesini ifade ettiği gibi; günlük yaşamı zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı da kapsamaktadır (Danıştay 10. Dairesi, 2007/3301 E., 2008/2939 K.) Örneğin, doktor hatası nedeniyle kolunu kaybeden kişinin veya tekerlekli sandalyeye mahkum kalan birinin sosyal çevresinde yaşadığı elem ve ızdırap manevi tazminatın konusu oluşturacaktır.

Şartları varsa doktor hatası nedeniyle idare aleyhine açılacak tam yargı davasında her iki tazminat (maddi ve manevi) birden istenebilecektir.

Ancak, maddi ve manevi tazminatta davacının sigortadan veya sosyal güvenlik kurumlarından bu sebeple alacağı tazminat veya ödemelerde mahsuplaşmaya gidilecektir. Örneğin doktor hatası nedeniyle kolunu kaybeden işçinin malulen emekli olması durumunda alacağı emekli ödenekleri söz konusu maddi tazminattan mahsup edilecektir. Zira hukukumuzda tazminatın belirlenmesi yönteminde tazminat bedeli zarardan fazla olamayacaktır. Zira tazminat miktarı hiçbir zaman zenginleşme aracı olarak kullanılamaz ve zarardan fazla olamaz.

Danıştay içtihatlarına göre dava dilekçesinde yasal faiz istemi bulunmakla birlikte başlangıç tarihine ilişkin bir istem veya açıklık yok ise ya da faizin başlangıcına ilişkin dava tarihinin esas alınması yönünde talep var ise yasal faizin başlangıç tarihi olarak dava tarihinin kabul edilmesi gerektiği Danıştay içtihatları ile kabul edilmiştir. Başlangıç tarihine yönelik bir istem ve açıklık varsa idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekir.

Tam Yargı Davasında Görevli Mahkeme

İdarenin (ve doktorun) hizmet kusurunu nedeniyle açılacak dava (Hizmet kusuru yukarıda detaylıca açıklanmıştır) zarar gören hasta veya onun ölmesi halinde mirasçıları tarafından İdari Yargılama Usulu Kanunu’nun (İYUK) 2/b maddesine göre idare mahkemesinde tam yargı davası açabilirler.

Tam Yargı Davalarında Yetkili Mahkeme

İYUK’un 36. maddesine göre tam yargı davası İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla:

a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili,

b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer,

c) Diğer hallerde davacının ikametgâhının bulunduğu yer.”

idare mahkemesinde açılması gerekmektedir.

Tam Yargı Davasında Dava Açma Süresi

İYUK’un 13. maddesine göre “ İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.

Bu halde söz konusu davanın İYUK 7. maddesine göre 60 gün içinde açılması gerekmektedir.

Tam Yargı Davasında Dilekçede Nelere Dikkat Edilmelidir?

Tam yargı dava dilekçesi idare mahkemesi başkanlığına hitaben yazılmış olmalı ve dilekçede;

a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,

b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,

c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,

d) Uyuşmazlık konusu miktar,

gösterilir. Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur.

Doktor Hatası Kaynaklı Tam Yargı Davası ve Emsal Kararlar

(Danıştay 10. Dairesi, 2005/8407 E., 2007/6526 K.)

Olayda, davacılar yakını olan …’ya … Devlet Hastanesinde yapılan ve pozitif çıkan HIV testinin sonucunun, yukarıda belirtilen yazıya göre, davacıların yakını da dahil olmak üzere doğrulama testi yapılmadan hiç kimseye açıklanmaması ve ilgilinin doğrulama testi için bir üst basamak sağlık kuruluşuna sevki gerekirken, laboratuvar teknisyeni tarafından doğrulama testi yapılmadan önceki aşamada pozitif çıkan test sonucunun açıklanmasının neden ve etkisiyle davacılar yakını intihar etmek suretiyle yaşamını yitirmiştir. Zararın, zarara uğrayanın tutum ve davranışından kaynaklanması halinde, idarenin tazmin sorumluluğu tamamen ortadan kalkabileceği gibi durumuna göre idarenin kısmen sorumlu olacağı da tazminat hukukunun bilinen ilkelerindendir. Ancak dava konusu olayın oluş şekli, hastalığın niteliği ve özelliği dikkate alındığında, davacılar yakının idarenin ağır hizmet kusurunun neden ve etkisiyle intihar etmek suretiyle yaşamını yitirmesi sonucunda doğan zarar ile idari faaliyet arasında uygun nedensellik bağı bulunmaktadır


(Danıştay 10. Dairesi, 1995/7754 E., 1997/1071 K.)

Ankara 4. İdare Mahkemesince, T.C.D.D. … Hastanesinde davacının tedavisi sırasında idarenin ihmal ve kusurunun bulunup bulunmadığının saptanması amacıyla verilen ara kararı gereğince… Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanlığınca dava ve hastane dosyalarının incelenip, davacının da muayene edilmesinden sonra düzenlenen rapordan hastanın ayak bileği hareketlerinde hafif kısıtlık olmasına karşın rahat yürüyebildiğinin, hastanın geçirdiği trafik kazası sonucunda sağ bacağında fascia yırtığı meydana geldiğinin, T.C.D.D. … Hastanesinde yapılan fascia tamiri sonucu bu bölgenin özelliği nedeniyle akut kompartman sendromu geliştiğinin, bu olasılık göz önüne alınarak tamir sütürlerinin hemen alınması halinde komplikasyonların önlenmesinin mümkün olduğunun, yalnız sargıların alınmasının gelişmiş kompartman sendromunda yeterli olmayacağının, dolayısıyla gelişen olaylarda davalı idarenin kusurlu olduğunun, ancak… Acil Trafik Hastanesinde yapılan debridman ameliyatları ve tenden tronuferinin başarılı olması nedeniyle bugünkü sonucun alınabildiğinin belirtildiği, bu durumda hizmeti kusurlu yürüten idarenin meydana gelen zararı tazmini gerektiği, ancak hafif kısıtlığa karşın rahat yürüyebilen ve davalı idarede memur olması nedeniyle tüm tedavi giderleri karşılanan davacının maddi bir zararının bulunmadığı, meydana gelen olay ve ayak bileğindeki kısıtlık nedeniyle katlanılan sıkıntıyı kısmen de olsa gidermek için takdir edilen 30.000.000 liranın manevi tazminat olarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, 30.000.000 lira manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesine, davanın maddi tazminata ve belirlenen manevi tazminatı aşan kısmına ilişkin bölümünün reddine, manevi tazminata faiz yürütülmesine de yer olmadığına karar verilmesi hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmamaktadır


(Danıştay 10. Dairesi, 2005/3179 E., 2007/4316 K.)

İdare hukuku ilkeleri ve Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre, sunulan hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı durumlarda, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin “ağır hizmet kusuru” sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bünyesinde risk taşıyan hizmetlerden olan sağlık hizmeti nedeniyle uğranılan zararın tazmini de, kural olarak, ancak idarenin ağır hizmet kusurunun varlığı halinde mümkündür. Bununla birlikte, idarenin tazmin sorumluluğunun doğması için aranılan “ağır hizmet kusuru”; riskli tıbbi müdahaleler ve operasyonlar bakımından geçerli olup; sağlık hizmeti içinde değerlendirilmekle beraber, tıbbi operasyon kapsamına dâhil edilemeyecek birtakım bakım, gözetim ve yan müdahalelerin hiç veya gereği gibi yapılmaması dolayısıyla oluşan zararlarda, idarenin sorumluluğundan söz edebilmek için ağır hizmet kusurunun aranmasına gerek bulunmamaktadır.


(Danıştay 15. Dairesi, K.T.: 12.12.2013, 2013/4237 E., 2013/10653 K.)

İdare Mahkemesince, esas itibariyle adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere kurulan Adli Tıp Genel Kurulu nezdinde, davacılar yakınına uygulanan teşhis ve tedavinin tıbbi kurallara uygun olarak yapılıp yapılmadığını irdeleyecek şekilde bir inceleme yaptırılması, bunun sonucunda olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının yeniden belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı.

Danıştay’ın resmi internet sitesi üzerinden daha fazla emsal karara ulaşabilirsiniz. https://www.danistay.gov.tr/

Doktor Hatası (Malpraktis) Nedeniyle Tam Yargı Dava Dilekçesi

(…) İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI                : Ahmet Yıldıray ( TC:….) Adresi

DAVALI                :  X Üniversitesi Rektörlüğü Adresi

KONU           : X Üniversitesi Hastanesi tarafından … tarihinde gerçekleştirilen apandisit ameliyatı nedeniyle ameliyatı gerçekleştiren doktor tarafından vücudumda gazlı bez unutulması sonucu meydana gelen enfeksiyon nedeniyle geçirmek zorunda kaldığım … ameliyatı nedeniyle meydana gelen maddi zararımın (hastane tedavi ücreti, ilaç masrafları, iş gücü ve kazanç kaybı vb) karşılanması için şimdilik … TL (… Türk Lirası) maddi ve bu olay nedeniyle yaşadığım elem ve üzüntü nedeniyle… (… Lirası) TL manevi tazminatının idareye başvuru tarihi itibarıyla yasal faiziyle birlikte tarafıma ödenmesine karar verilmesi talebimizdir.

TEBLİĞ TARİHİ: … (İdari Başvuru Ret Kararı)

AÇIKLAMALAR

(…) tarihinde karın ağrılarım nedeniyle X Üniversitesi Hastanesi’ne başvurdum. Söz konusu hastanede çekilen ultrason, yapılan kan tahlilleri ve doktor muayenesi neticesinde apandisitimin iltihaplanmış olduğunu ve acilen ameliyat yapılması gerektiği tarafıma söylendi.

Aynı hastanede yine aynı tarihte acilen ameliyatım gerçekleştirildi. Ameliyatımı gerçekleştiren doktor … adlı kişidir. Hastaneden 1 gün sonra taburcu edildim.

Ameliyatımın üzerinden 3 gün geçtikten sonra işlettiğim markette otururken şiddetli bir karın ağrısı hissettim. Söz konusu ağrı her geçen saniye artınca kendimden geçmişim. Marketimde bulunan o anki müşteriler beni acilen en yakındaki Özel … Hastanesi’ne götürmüşler. Orada gözlerimi yoğun bakım ünitesinde açtım. Bana … saat önce ameliyattan çıktığım ve karın iç bölgemde gazlı bezin çıktığını ve söz konusu gazlı bezden kaynaklı yoğun ve ölümcül bir enfeksiyon geçirdiğimi ve bu yüzden fenalaştığım ve acilen ameliyata alındığım söylendi. Karnımdaki unutulan gazlı bez ise .. tarihte X Üniversitesi Hastanesi’nde olduğum apandisit ameliyatım nedeniyleydi. Zira daha önce bu bölgeden bir ameliyat geçirmemiştim. Özel … Hastanesi’nde ameliyatımı gerçekleştiren doktor .. da bu hususu teyit etmiştir.

X Üniversitesi Hastanesi’nde ameliyatımı gerçekleştiren doktor ameliyatım esnasında göstermesi gereken özen ve dikkati gösterememiş mesleki hatasıyla tarafıma maddi ve manevi zarara sebep olmuştur.

Anayasamızın “Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” ifadesi yer almaktadır. Bu maddeden anlaşılacağı üzere; idare kendisinden kaynaklı herhangi bir eylem veya işlemi ile bir zarara neden olmuş ise kusurlu olduğundan dolayı bu zararı gidermekle yükümlüdür.

X Üniversitesi Hastanesi’nde ameliyatımı gerçekleştiren doktorun hatası (malpraktis) nedeniyle Özel… Hastanesi’nde ameliyat olmak ve ameliyat ve tedavi ücreti olarak …. TL ödemek zorunda kaldım. Ayrıca 5 gün boyunca marketim kapalı kalması nedeniyle kazanç kaybına uğradım. Ayrıca geçirdiğim ikinci ameliyat ve bu ameliyat öncesi çektiğim ağrılar nedeniyle elem ve üzüntüm tarif edilemez.

İş bu maddi ve manevi zararlarımın karşılanması sebebiyle … tarihinde X Üniversitesi Hastanesi’ne yaptığım başvuru, hastanelerinden kaynaklı bir hizmet kusuru olmadığı gerekçesiyle .. tarihinde reddedilmiş ve tarafıma da … tarihinde tebliğ edilmesi üzerine iş bu davanın açılması zorunluluğu hasıl olmuştur.

Bilirkişi marifetiyle uğradığım kazanç kaybımın hesaplanmasını ve tarafıma ödenmesini, yine Özel …Hastanesi’ne ödemek zorunda olduğum ameliyat ve tedavi ücretimin karşılanmasını, bu sebeple şimdilik … maddi tazminatın ve … manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tarafıma ödenmesini saygılarımla arz ederim.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda ayrıntılı bir biçimde açıklanan ve Sayın Mahkemenizce de resen dikkate alınacak nedenlerle

  • Davamızın kabulüne,
  • Bilirkişi marifetiyle kazanç kaybımızın hesaplanmasına,
  • Davalı idarenin, hizmet kusuru nedeniyle maruz kaldığım maddi zararım nedeniyle şimdili … TL (… Türk Liresı) maddi tazminat ve manevi zararlarımın karşılanması amacıyla ..TL (… Türk Lirası) manevi tazminatın idareye başvuru tarihi yasal faiziyle birlikte tarafıma ödememesine,

karar verilmesini saygılarımla arz ederim. Tarih:…

                                                                               İsim Soyisim – İmza




Paylaş