İdare Hukuku

Doktor Hatası Sebebiyle Tazminat Davası Açılır mı?

Doktor Hatası Sebebiyle Tazminat Davası Açılır mı? Sorusuna bu makalemizde yanıt vereceğiz. Doktor hatası sebebiyle tazminat davası açılabilmesi için bazı hukuki durumların gerçekleşmesi zaruridir. Bunlara gelmeden önce ise belirtmekte fayda olduğunu düşündüğümüz bir hususun değerlendirilmesi gerekmektedir. Hukukumuzda tazminatın belirlenmesi yönteminde tazminat bedeli zarardan fazla olamayacaktır. Bu sebeple zarar miktarının belirlenmesi açılacak olan tazminat davalarında öncelikle üzerinde durulması gereken hususlardandır. Örneğin zarar 5 kalem ise mahkeme tarafından 7 kalem tazminata hükmedilmesi gibi bir durum mümkün değildir. Zira tazminat miktarı hiçbir zaman zenginleşme aracı olarak kullanılamaz ve zarardan fazla olamaz.

Bu durumu belirttikten sonra tazminata hükmedilebilmesi için gerekli olan hususların dikkatlice analiz edilmesi konusuna gelinebilir. Nitekim tazminat, maddi tazminat ve manevi tazminat olarak ikiye ayrılmıştır. Maddi tazminat kişinin mal varlığında meydana gelen azalma olarak tanımlanabilir.

Manevi tazminat ise kişinin yaşadıklarından dolayı acı elem keder çekmesi, manevi boyutta yaşam sevincini kaybetmesi durumudur.

Bu durumda doktor hatası sebebiyle açılabilecek tazminat davaları maddi ve manevi tazminat davalarıdır. Maddi ve manevi kaybın giderilebilmesi için açılacak olan doktor hatası sebebiyle tazminat davalarında tazminata hükmedilebilmesi (haksız fiilden kaynaklı tazminat davaları) için hukuka aykırı bir fiilin bulunması, hukuka aykırı fiil ile zararın meydana gelmesi, bu zararın meydana gelmesinde hastanenin ya da doktorun kusurunun bulunması ve bu kusurlu davranış sonucunda meydana gelen zarar ile kusurlu fiil arasında illiyet bağının bulunması şarttır.

Bu hususların bulunmaması durumunda haksız fiil nedeniyle açılan davalarda tazminata hükmedilemeyecek ve davanın reddi yoluna gidilecektir. Bunun üstesinden gelmek için dava açmadan önce sayılan hususların gözden geçirilmesi, tıp hukuku alanında uzman bir kişinin bilgisine başvurulması sonuca ulaşmak amacıyla son derece önemlidir. Ayrıca unutulmamalıdır ki doktorun tazminat sorumluluğuna gidilebilmesi için haksız fiil yerine sözleşme sorumluluğuna da gidilebilmektedir. Burada haksız fiil sorumluluğu ile sözleşme sorumluluğu arasında ki en büyük fark haksız fiil sorumluluğunda zararın ispatı davacıya aitken sözleşme sorumlulukta ispat yükünün davalıda oluşudur.

Tıbbi Hata, Doktor Hatası Çeşitleri Nelerdir?

Malpraktis; bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle hastanın zarar görmesi, hekimliğin doktorluğun kötü uygulanması olarak tanımlanmaktadır.

Tıbbi hata doktor hatası çeşitlerinin önceden sınırlı olarak sayılması mümkün değildir. Somut olayın uygulanmasına göre çeşitlilik gösterebilmektedir. Bu durumda doktor hatasına örnek verecek olursak;

  • Teşhis hatası,
  • Tedavi hatası,
  • Yanlış taraf cerrahisi,
  • Vücutta yabancı madde unutulması,
  • Organizasyon kusuru,
  • Acil ünitelerinin yetersiz olması,
  • Yoğun bakım ünitelerinin yetersiz olmasına karşın ameliyat yapılması,
  • Konsültasyon istenmemesi,
  • Komplikasyon yönetiminin yapılamaması,
  • Endikasyon şartı yokluğu,
  • Enfeksiyon ve hijyen kurallarına uyulmaması,
  • Komplikasyonun fark edilememesi,
  • Hasta karıştırma,
  • Hatalı laboratuvar tetkikleri sayılabilir.

Doktor hatası nedeniyle açılacak tazminat davalarında bilirkişi raporları büyük önem taşımaktadır. Tıbbi ve teknik bir konu olması nedeniyle mahkeme meydana gelen zararda doktor hatasının olup olmadığını, ya da ne derecede etkili olduğunu değerlendiremeyebilir. Bu nedenle de konunun uzmanları tarafından hazırlanacak bilirkişi raporuna ihtiyaç duyabilir. Bilirkişi tıbbi durum konusunda ne yapılması gerektiği, ne yapıldığı, zarara doktor hatasının etkisi konularındaki tespit ve değerlendirmelerini Mahkemeye sunar. Taraflar bilirkişi raporuna itiraz edebilirler, bu durumda Mahkeme yeni bir bilirkişi raporu isteyebilir. Bilirkişi raporunda yer alan tespit ve değerlendirmelerin takdiri Mahkemeye aittir.

Doktor Hatası Mahkeme Kararları

“Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 13.12.2006 tarihinde davalı hastanede burun ameliyatı olduğunu, ameliyat sırasında kullanılan koter cihazının yanlış kullanılması sonucunda bacağında derin yanıklar oluştuğunu, 2.03.2007 tarihinde yaranın iyileşmemesi üzerine yeniden ameliyat olduğunu, ameliyatla doku transferi yapıldığı için kalıcı iz kaldığını, sinirlerinin tahrip edilmesi sonucu bacağının bu kısımlarını eskisi gibi hissedemediğini, maddi ve manevi yönden zarara uğradığını ileri sürerek fazlası saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi ve 45.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini dilemiştir.

Davalı hastane, dava konusu ameliyat sırasında kullanılan koter cihazının halen kullanıldığını, aletin kullanımının hekimin sorumluluğu altında olduğunu, davanın müdahaleyi yapan hekime karşı açılması gerektiğini ileri sürerek husumetten ve esastan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu ile Üniversite Tıp Fakültelerinden alınan raporlar esas alınarak, yapılan işlemde doktor hatası ve özensiz davranışı bulunmadığı, yapılması gereken ile yapılanın uyumlu olduğu anlaşıldığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kısmen kabulü ile, 1.500.00 TL. Maddi 6.000.00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Hakim manevi tazminat miktarını belirlerken Medeni Kanun’un 4.maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır. Dava konusu olayın gelişimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve özellikle davacının vücudunda 3.dereceden yanık meydana gelmesi karşısında, mahkemece takdir edilip hükmedilen manevi tazminat oranı davacının geçirdiği tehlike ve sıkıntıya nazaran çok düşük kalmıştır.
O halde az yukarıda bahsedilen ilkeler çerçevesinde, somut olaya uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2019/2161 E., 2019/7143 K.”

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu