Ceza Hukuku

Cebir Suçu ve Cezası

Latince karşılığı “vis compulsiva” olan cebir, kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle, onun veya bir üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zorlayıcı, yasaklayıcı bir etki meydana getirmesidir. Cebir suçu ve cezası bu nedenle Türk Ceza Kanununda düzenlenmiştir.

Cebre maruz kalan birey, bu maruz kalınma sonucunda fiziki gücün meydana getirdiği acının etkisiyle belirli bir davranışta bulunmaya zorlanmaktadır. Tehdit suçuna konu olan tehdit haliyle oldukça karıştırılan cebir suçuna konu cebir halinde kişi bir acı hissetmektedir ve bu acının etkisiyle belli bir davranışı gerçekleştirmeye zorlanmaktadır. Buna karşılık, tehdit halinde, kişi bir tecavüzün, kötülüğün ileride meydana geleceğini bilerek korkutulmaktadır.

Cebir suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. bölümünde Hürriyete Karşı Suçlar başlığı altında 108. maddede;

“Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.”

şeklinde düzenlenmiştir.

Burada bir noktaya değinmek gerekmektedir ki, cebir suçunun işlenmesi için cebrin bedene yönelik olması gerekse de bedenle teması olması zorunlu bir husus değildir. Örneğin, bir kişinin hipnoz edilmesi yahut bir kişiye uyuşturucu madde verilmesi de cebir suçunun işlenmesi için kanunda tanımlanan cebir fiiline uygun fiillerdir.

Cebir Suçunun Unsurları

Hukuki Konusu

Suçla korunan hukuki yarar, diğer hürriyete karşı suçlarda olduğu gibi bireyin irade ve hareket serbestisidir.

Ayrıca bu suç tipi ile bireyin vücut dokunulmazlığının da koruma altına alınmak istendiği söylenebilir, çünkü zorunlu olmasa da cebir suçunda mağdura karşı çoğunlukla fiziki güç kullanılmaktadır.

Fail

Fail, kanunda suç olarak tanımlanmış fiili gerçekleştiren kişidir. Cebir suçu herkes tarafından işlenebilen bir suçtur. Başka bir deyişle, herkes cebir suçunun faili olabilir. Ancak, belirtilmesi gerekir ki, eğer suçu işleyen kişi kamu görevlisiyse ve zor kullanarak çıkar sağlar ise cebir suçu değil, irtikâp suçu oluşacaktır.

Mağdur

Suçun mağduru, kanunda suç olarak tanımlanan suç fiili nedeniyle saldırıya uğrayan kişidir. Suçun mahiyeti itibariyle, suçun mağduru ancak gerçek kişiler olabilmektedir. Suçun mağduru hususunda özellikle değinilmesi gerekir ki, tehdit suçundan farklı olarak temyiz kudretine sahip olmayan kişilerin de bu suçun mağduru olabileceği kabul edilmektedir.

Eylem

Cebir, mağdurun direncini kırmaya yönelik, zorlayıcı etki yaratan her türlü davranıştır. Uygulanan cebrin şekli önemli olmadığından serbest hareketli bir suçtur. Söz konusu davranış, mevcut bir direnmeyi kırmaya yönelik olabileceği gibi gelecekte oluşabilecek bir direnmeyi önceden engellemek amacıyla da gerçekleştirilmiş olabilir. Ancak cebir her halükarda derhal gerçekleşmektedir.

Ayrıca, cebir fiilinin mağdurun direncini kırmaya objektif olarak elverişli olması bu suçun işlenmesi için yeterli olmaktadır. Örneğin, zorla parmak bastırılması, kişinin sıkıca kolundan tutulması, mağdurun ittirilerek etkisiz hale getirilmiş olması cebir suçunu teşkil eder.

Suçun Manevi Unsuru

Bu suç genel kasıtla işlenen bir suçtur. Kasıtla bir suçun işlenmesi için, o suçun bilerek ve isteyerek işlenmesi gerekir. Başka birisinin bir şeyi yapacağını veya yapmayacağını veya o şeyin yapılmasına müsaade edeceğini kendi hareketinin sonucu olarak öngörmek suretiyle o kişiyi zorlama bilinç ve iradesiyle hareket etmek bu suçun kast öğesini oluşturur. Failin amacı mağdura karşı bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi dışında bir amaç ise, cebir suçu oluşmayacaktır.

Belirtmek gerekir ki, mağdurun cebir suçunu madde de sayılan hususlar dışında başka bir amaçla işlemesi halinde, örneğin, maddi bir çıkar sağlamak için gerçekleştirdiğinde cebir suçu değil, yağma suçu söz konusu olacaktır.

Teşebbüs

Cebir suçu, teşebbüse elverişli bir suçtur. Fail, cebir kullanmak için icra hareketlerine başlamış olmasına rağmen elinde olmayan nedenlerle cebir uygulayamazsa cebir suçuna teşebbüs söz konusu olur. Bir kimse bir şeyi yapma veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir başka kişiye cebir kullanmak üzere hareket etmiş ancak, araya girenler tarafından engellenmesi veya mağdurun kaçarak kurtulması nedeniyle eylemi tamamlayamamış ise suç teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır. Başka bir örnek verecek olursak, mağduru hipnotize etmeye çalışan failin başarısız olması halinde yine teşebbüs söz konusu olacaktır.

İştirak

Cebir suçu, iştirak hallerinin hepsine elverişlidir. Yani,  cebir suçunun iştirak halleri olan suçu birden fazla kişiyle işlemek, birini suçu işlemeye azmettirmek ve birinin suçu işlemesine yardım etmek şekillerinde işlenmesi mümkündür. İştirak halleri, sayıldığı gibidir ve cebir suçu bahsedilen bütün şekillerde iştirake elverişlidir.

Eğer, fail cebir kullanarak bir başkasına suç işletmiş ise bu durumda fail, cebir suçu haricinde bu suçtan ötürü dolaylı fail olarak sorumlu tutulacaktır. Cebir altında suç işleyen kişi ise, Türk Ceza Kanunu gereğince sorumlu tutulmayacaktır.

Cebir Suçunun Cezası

Suçun Temel Halinin Cezası (TCK 108)

Cebir suçunun temel halinin cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 108. maddesinde belirtildiği üzere, kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle, onun veya bir üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zorlayıcı, yasaklayıcı bir etki meydana getiren kişinin cezası, yani bu suçu işleyen kişinin cezası, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar arttırılarak hesaplanır. Yani öncelikle, Türk Ceza Kanunu’nun 86. ve 87. maddelerine göre faile verilecek ceza belirlenecek ve bu ceza üzerinden belirtilen oranda artırım yapılacaktır.

Cebir Suçunda Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Kararı

  • Adli para cezası, yargılamayı gerçekleştiren mahkeme tarafından, hükümlünün bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesidir. Cebir suçu nedeniyle ceza mahkemesi tarafından verilen hapis cezası, somut olayın koşullarının değerlendirilmesi sonucu adli para cezasına çevrilebilir.
  • Erteleme kararında, mahkemece kişinin suçlu olduğu tespiti gerçekleştirilmiştir ve kişi hakkında mahkemece bir hapis cezası hükmedilmiştir. Ancak, mahkeme tarafından kişiye verilen yargılama sonucundaki bu hapis cezasının, cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi halinde erteleme kararı verilmiş olacaktır. Cebir suçunun cezalandırılmasında, bahsedilen erteleme kararının verilmesi mümkündür.
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması halidir. Denetim süresi boyunca sanık tarafından kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararı ortadan kaldırılır. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması davanın düşmesine yol açan bir cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur. Cebir suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası miktarının 2 yıl veya daha az olması halinde suçu işleyen hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilebilir.

Cebir Suçunda Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma Ve Görevli Mahkeme      

  • Cebir suçu gerçekleştiğinde, yetkili ve görevli mahkeme açısından suçun işlendiği yerdeki Asliye Ceza Mahkemesi yetkili ve görevlidir.
  • Cebir suçu, şikayete tabi değildir. Cebir suçu nedeniyle oluşacak yargı sürecine, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın re’sen soruşturması ile başlanacaktır. Cebir suçu şikâyete bağlı olmamakla beraber, cebir suçunun yargılaması dava zamanaşımı süresi olan 8 yıl içerisinde yapılabilir.
  • Uzlaşma, suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda oluşan suç nedeniyle gerçekleştirilen ceza yargılamasının sona ermesine sebebiyet veren kurumdur. Şikayete tabi olmayan cebir suçunda, uzlaşma da mümkün değildir. Başka bir deyişle, cebir suçu uzlaşmaya tabi değildir.

Cebir suçundan yargılanan veya mağdur edilen kişilerin derhal Ankara ceza avukatı ile iletişime geçip hukuki destek almaları ceza davaları için önemlidir.

Başa dön tuşu