aile konutu serhi nasil konulur

Aile konutu şerhi nedir ve nasıl konulur sorularını cevaplamadan önce aile konutu kavramını açıklamamız gerekir. Aile konutu kavramı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile hukukumuza giren yeni bir kavram olup, gerek evliliğin genel hükümlerini, gerek mal rejimlerini, gerek mirasın paylaşımını düzenleyen hükümler arasında yer verilen bu kavramın Kanun’da doğrudan bir tanımı yapılmamıştır.

Türk Medeni Kanunu’nun genel gerekçesinde aile konutu “eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir mekan” olarak tanımlanmıştır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün 11.06.2002 tarihli ve 2002/7 sayılı, 4721 sayılı TMK konulu genelgesinde de aile konutuna ilişkin bir tanım yer almaktadır. Genelgenin I/3 hükmünde aile konutu “eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve düzenli yerleşim amacıyla kullandıkları mekân şeklinde ifade edilmiştir.

Yargıtay da aile konutunu, “eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdikleri, acı tatlı günlerini yaşadıkları, yaşam faaliyetlerini yoğunlaştırdıkları mekan” olarak ifade etmiştir.

Türk Medeni Kanunu’nda Aile Hukuku alanında yapılan önemli değişikliklerden biri de aile konutuna ilişkin olup, EMK (Eski Medeni Kanun) hükümleri arasında bulunmayan aile konutu kavramı Türk Hukuku’nda ilk defa TMK’de yer almış ve eski kanun hükümlerinde de değişiklik yapılmıştır. İlk olarak EMK m. 152/II hükmünde yer alan “evin seçimi kocaya aittir” hükmü değiştirilmiş ve yeni düzenlemede “eşler oturacakları konutu birlikte seçerler” hükmüne (TMK m. 186/I) yer verilmiştir.

Tapuda Aile Konutu Şerhi Nedir? Nasıl konulur?

TMK m. 194/III hükmünde aile konutu niteliğindeki taşınmazın tapu kütüğündeki sayfasına şerh verilebileceği, “…taşınmaz malın maliki olmayan eş… şerhin verilmesini isteyebilir” ifadesini içeren hükmün tesisiyle düzenlenmiştir. Tapu Sicil Tüzüğü’ nün 57. maddesinde ise “Temlik hakkını yasaklayan şerhler için aranacak belgeler” başlığı altındaki “d” bendinde “Aile konutu için konutun aile konutu olduğunu kanıtlayan muhtarlıktan ve varsa apartman yönetiminden alınmış belge ile birlikte vukuatlı nüfus kayıt örneği veya aile cüzdanı aranır” ifadesini taşıyan hüküm getirilmiştir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün 2002/7 No’lu Genelgesinde de bu hususta ayrıntılı bir düzenleme yapılmıştır.

Aile konutu şerhinin işlenmesi için açılan dava açısından, bu davanın açılabilmesi için tarafların evlilik birliğinin devam etmekte olması ve talebin eşlerden biri tarafından yapılması gerekir. Ayrıca aile konutu şerhi işlenmesi talep edilen taşınmaz tapuda kayıtlı ve bu taşınmaza eşlerden biri veya her ikisi malik olmalıdır. Son olarak, ilgili konut, eşler bakımından aile konutu niteliği taşıyor olmalıdır.

Görevli mahkeme Aile Mahkemesi; yetkili mahkeme ise eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Taşınmazın maliki olmayan ya da birlikte malik olma durumunda hissedar olan eş tarafından açılan davada husumet taşınmazın maliki olan ya da hissedar diğer eşe yöneltilmelidir. Evlilik birliği devam ettiği sürece davanın açılması için herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre söz konusu olmayıp konuya ilişkin istem, bağımsız bir dava ile ileri sürülebileceği gibi başka bir davada da ileri sürülebilir.

Bağımsız dava açılması durumunda istemle ilgili maktu harç alınır; birlikte dava açılması durumunda beraberinde ileri sürülen taleplerden ayrı olarak yine harca tabi olur.

Aile konutu şerhi niteliği itibariyle “kurucu” nitelikte olmayıp “açıklayıcı” niteliktedir. Bir görüşe göre, aile konutuyla ilgili bir işlemde hak sahibi eşin karşısındaki üçüncü kişinin iyiniyeti hiçbir zaman korunmaz. TMK m. 3 hükmündeki iyiniyet ilkesi, kanun koyucunun Kanunda böyle bir korumayı kabul ettiği somut olaylar için geçerli olup TMK m. 194 hükmünde böyle bir düzenleme yoktur. Dolayısıyla işleme taraf olan üçüncü kişilerin bilgisizliği mazur görülebilen bir bilgisizlik olarak kabul edilmemelidir.

Bu sebeple üçüncü kişilerin iyiniyetli bir şekilde konutun aile konutu olduğunu ya da yapılan işlemde eşin rızasının yokluğunu bilememeleri onların hak kazanmalarını sağlamaz ve yapılan işlem geçersiz olur.

Geçerli olmayan hukukî işleme dayalı olarak yapılan tescil de “yolsuz tescil” niteliğinde olacağından işleme rıza vermeyen eş tarafından açılacak “tapu kütüğünün düzeltilmesi davası” yoluyla sicilin düzeltilmesi sağlanabilir. Konuya ilişkin olarak ileri sürülen bir diğer görüşe göre ise, tapuya şerh verilmemesi halinde işlemi yapan üçüncü kişilerin, konutun aile konutu olduğunu bilememelerine ilişkin bilgisizlikleri mazur görülebilir bilgisizlik olarak kabul edilmeli ve üçüncü kişilerin iyiniyeti korunmalıdır.

Aile Konutu Şerhinin Koyulabilmesi İçin Gerekli Belgeler ve Şartlar

  • Eşlerden Birinin Mülkiyetinde Olan Bir Konut Bulunması

Aile konutunun mülkiyeti eşlerden birine ait ise aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan diğer eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir.

Aile konutu şerhi konulabilecek ve konulamayacak konutlar özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Aile konutuna ilişkin hükümler TMK’nin yürürlüğe giriş tarihi olan 01.01.2002 tarihinden önce edinilen aile konutları için de geçerlidir. Eşlerin çeşitli sebeplerle yaşamsal faaliyetlerini eşdeğer seviyede geçirdikleri yerlerdeki konutları da aile konutu olabileceğine göre koşulları varsa birden fazla konuta ilişkin de aile konutu şerhi verilebilir.

Aile konutunun eşin paylı mülkiyetinde olması aile konutu şerhi konulmasına engel değildir. Bununla birlikte Aile Mahkemesince eşin payı dışında diğer maliklerin de tasarruf yetkisini kısıtlayacak şekilde taşınmazın tamamı üzerinde şerh konulması ise mümkün değildir.

Üzerinde aile konutu bulunan taşınmazın tapu kayıtlarında tarla olarak kayıtlı olması aile konutu şerhi verilmesine engel teşkil etmez. Aile konutunun eşin çıplak mülkiyetinde olması da aile konutu şerhi konulmasına engel değildir. Aile konutu şerhi kat mülkiyeti kurulmayan konuta da konulabilir. Bu sebeple dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılarak; aile konutu olarak kullanılan bölümün belirlenerek bu bölümle sınırlı olacak şekilde aile konutu şerhinin konulmasına karar verilmesi gerekir.

Aile konutu şerhi kooperatif tahsisli konuta, gecekondu niteliğindeki konuta yahut ipotekli konuta da konulabilir.

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır. Dolayısıyla Aile Mahkemesi hakimi aile konutu şerhi konulmasına da hükmedebilir. Ancak bu şerh, boşanma davasının sona ermesiyle kendiliğinden geçersiz duruma gelir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmazdan fiziksel şiddetle ya da başka bir haksız sebeple kovulan eş uzaklaştırıldığı bu konuta orada oturtulmuyor olsa bile aile konutu şerhi verdirebilir.

Mülkiyeti üçüncü kişiye ait bir taşınmaz ise eşlerce aile konutu olarak kullanılıyor olsa bile hak sahibi olan üçüncü kişinin bu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını sınırlayıcı şekilde, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilemez. Eşlerin çeşitli sebeplerle yaşamsal faaliyetlerini eşdeğer seviyede geçirdikleri yerler aile konutu olabilir ise de eşlerin kısa süreli bulundukları konutlar, aile konutu olmadığı için bu tür konutlara aile konutu şerhi konulması isabetsizdir.

Eşlerden birine ait olsa bile eşlerden birinin oturmadığı konuta ya da yeni bir aile konutu tesis edildiği tespit edilmişse önceki aile konutuna aile konutu şerhi konulamaz. Aile konutunun eşin elbirliği mülkiyetinde olması, aile konutu şerhi konulmasına engel olduğundan bu taşınmaza aile konutu şerhi konulamaz. Aile konutu, sürekli olarak barınmak üzere kullanılan ve aile yaşamının yoğunlaştığı oturma yeri olduğundan başkasına kiraya verilen konuta aile konutu şerhi verilemez.

  • Eşlerden Birinin İstemde Bulunması

Aile konutu şerhi kendiliğinden verilemeyeceğinden aile konutu şerhi verilmesi için eşlerden birinin istemde bulunması gerekir. Şerh verilmesi konusunda tek yanlı istek yeterlidir. Tapu dairesi bu şerhi koymak zorundadır. Tapu Sicil Tüzüğünün değişik 57-d maddesi hükmüne göre temlik hakkını yasaklayan şerhlerden olan aile konutu şerhi için,

  • Konutun aile konutu olduğunu kanıtlayan muhtarlıktan ve varsa apartman yönetiminden alınmış belge,
  • Vukuatlı nüfus kayıt örneği veya evlilik cüzdanının Tapu dairesine verilmesi yeterlidir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2002-7 nolu genelgesine göre, aile konutu şerhi verilebilmesi için;

  • Malik olmayan eşin talebiyle: Evlilik birliğinin resmen devam ettiğini kanıtlayan nüfus kayıt örneği ile bu konutta birlikte yaşantılarını sürdürdüklerini kanıtlayan muhtarlıktan alınmış belgenin ibrazı halinde “Aile konutudur.” şerhinin işlenmesi,
  • Taşınmaz mal maliki olan eşin ya da eşlerden her ikisinin birlikte talebiyle: Evlilik cüzdanı veya nüfus kayıt örneğinin ibrazı halinde başkaca bir belge aranmaksızın “Aile konutudur.” şerhinin işlenmesi,
  • Aile Konutu, eşlerin bütün yasam faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve düzenli yerleşim amacıyla kullandıkları mekânları ifade ettiğinden, zaman zaman ya da hafta sonu kullanmak amacıyla edinilen yazlık konut, dağ evi gibi konutlar Türk Medeni Kanununun 194 üncü maddesi kapsamına girmediğinden, bu yönde gelecek taleplerin karşılanmaması,
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda üçüncü şahsa ait taşınmaz mal üzerine “aile konutudur.” şerhi verilmesine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından, 194 üncü maddenin son fıkrasında yazılı olan durum nedeniyle üçüncü şahsa ait taşınmaz mal üzerine şerh verilmemesi,
  • “Aile konutudur.” şerhi bulunan taşınmazda eşlerin rızası sağlanmadıkça tapu kütüğü üzerinde tasarrufu taleplerin karşılanmaması, (M.K. m.194/1) Gerekmektedir.

Konutun aile konutu olduğuna dair bir çekişme çıkmışsa, şerh verilmesi istemi ancak usulüne uygun açılmış bir dava ya da karşı davada gerçekleştirilebilir. Aile konutu şerhinin konulması davasında davacının, dava açmakta hukuki yararı bulunmalıdır.  Aile konutu şerhinin konulması davasında davanın açıldığı tarih itibariyle davacının hukuki yararı bulunmuyorsa davanın hukuki yarar yokuluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekir. Tapu müdürlüğünün, talebi hukuken veya fiilen yerine getirmediği belgelendirilmedikçe malik olmayan eşin tapu kütüğüne konutla ilgili şerh konulmasını doğrudan dava yoluyla istemekte hukuki yararı olmadığı gibi dava konusu taşınmaz, dava tarihinden önce aile konutu niteliğini kaybetmişse aile konutu şerhinin konulması davasında davacının, dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.

Aile konutu olduğuna dair şerh verilmesi istemi, ancak harcı verilerek açılmış bir dava ya da karşılık davada gerçekleştirileceğinden ara kararı ile aile konutu şerhi verilmesine karar verilemez. Şerhin hangi yer için istenildiği konusunda dava dilekçesinde yeterli bir açıklık yoksa davacıdan bu konuda açıklama istenmelidir.  Aile konutu şerhi konulması davasında aile konutu ile ilgili şerhin hangi yer için istenildiği konusunda gerekirse keşif yapılmalıdır; hukuki nitelemenin de doğru yapılması gerekir. Davacının talebi TMK m.169 kapsamında ya da 6284 sayılı Kanun gereğince barınma önlemine ilişkin bir talep yahut taşınmazın devrinin engellenmesi için tedbir şerhi konulmasına ilişkin bir talep olabilir. Aile konutu şerhi konulması davasında verilecek olan karar gerekçeli olmalıdır.

  • Evlilik Birliğinin Sonlanmamış Olması

Aile konutu şerhi, evlilik devam ettiği sürece konulabilir. Evlilik sonlanmışsa, artık aile konutu şerhi konulamaz.

Aile Konutu Şerhi Davası Usul Hükümleri

Aile konutu şerhi konulmasına ilişkin dava usul hükümlerine uygun şekilde incelenmelidir.

  • Görevli ve Yetkili Mahkeme

Aile konutu şerhi konulması isteminde görevli mahkeme, Aile Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir.

  • Taraf Teşkili

Aile konutu şerhi verilmesine yönelik olarak malik olmayan eş tarafından açılan davada husumet malik olan eşe yöneltilmiş olmalıdır.

Aile konutu şerhi verilmesine yönelik olarak malik olmayan eş tarafından açılan davada husumetin verilecek karar sonucunda hukuki yararı zedelenecek olanlara da yöneltilmesi gerekir. Davada hasım olarak tüzel kişiliği bulunmayan Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüklerinin gösterilmesi halinde dava reddedilmeyerek Sosyal güvenlik Kurumu’na husumet yöneltmesi için davacıya mehil verilmelidir. Aile konutu şerhi konulması davasında bankaya husumet yöneltilemez.

  • Harç

Aile konutu şerhi verilmesine yönelik istem bağımsız bir dava ile istenebileceği gibi başka bir dava ile birlikte de istenmiş olabilir.

Bağımsız dava açılması durumunda aile konutu şerhi konulması istemi konusunda maktu harç alınmalıdır. Başka bir dava ile birlikte istemde bulunulması durumunda ise, aile konutu şerhinin konulması istemi, yanında gerçekleşen isteklerden ayrı olarak harca tabidir.

Aile konutu olduğuna dair şerh verilmesi istemine ilişkin dava ya da karşı davada temyiz harcı da alınmalıdır.

  • Yargıtay’da Duruşma İstenememesi

Aile konutu olduğuna dair şerh verilmesi istemine ilişkin dava ya da karşı davada verilen hüküm için Yargıtay’da duruşma isteminde bulunulamaz.

  • Yargılama Gideri

Aile konutu olduğuna dair şerh verilmesi istemine ilişkin davaya ilişkin yargılama giderlerinden eş sorumludur.

  • Kararın Gerekçeli Olması

Aile konutu şerhinin konulması konusunda verilecek kararlar diğer kararlarda olduğu gibi gerekçeli olmalıdır.

  • Bekletici Sorun

Aile konutu şerhi konulması davasında aile konutu olduğu ileri sürülen taşınmazın satımına ilişkin işlemin iptali konusunda tapu iptal ve tescil davası sonucu beklenmelidir.

  • Davanın Konusuz Kalması

Şerh konulması davası değişik sebeplerle (örneğin konutun cebri icra yoluyla satılması) konusuz kalabilir. Aile konutu şerhi konulması davası konusuz kalmışsa açılan durumunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.

Aile Konutu Şerhi Verilmesi İstemi Dava Dilekçesi Örneği

ANKARA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE,

DAVACI: Ad Soyad, TC Kimlik No, Adres

VEKİLİ : Av. Umur YILDIRIM

DAVALI:  Ad Soyad, TC Kimlik No, Adres

DAVA KONUSU: Aile konutu şerhi verilmesi istemidir.

AÇIKLAMALAR:

  1. Müvekkilim bir süre önce davalı ile evlenmiş ve evlilik sonrası davalıya ait ……….. adresli taşınmazda oturmaya başlamışlardır. Davalı koca bilinmeyen bir nedenle birkaç gün önce müşterek evi terk ederek babasının evine gitmiş; eve gelmemeye başlamıştır. Davalı ev telefonunu görüşmeye kapattırmış, elektrik ve suyu da kapattırarak müvekkilimi evden atmaya çalışmaktadır.
  2. Müvekkilim ev hanımı olup çalışmamakta ve düzenli bir geliri de bulunmamaktadır. Davalı tarafından taşınmazın satılması veya kiraya verilmesi halinde müvekkilim ile çocuklarının barınacağı başka bir yer kalmayacaktır.

İşbu sebeple, Mahkemenize başvurarak dosya üzerinde (dilekçe karşı tarafa tebliğ edilmeden) inceleme yapılarak tarafların oturduğu aile konutunun tapu kaydına şerh konulmasına karar verilmesini isteme zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER: TMK, HMK ve her türlü ilgili sair mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER : Her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM     : Yukarıda açıklanan sebeplerle;

…… İli, …… İlçesi, …. Mahallesi, ….. Sokak, …. Numara adresindeki aile konutunun tapu kaydına aile konutu şerhi konulması ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten Saygılarımızla arz ve talep ederiz.

                                                         Davacı Vekili

                                                   Av. Umur YILDIRIM

Medeni Kanun 194. Madde

Aile Konutu başlıklı TMK m. 194 hükmüne göre;

“Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.

Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.

Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.”

Görüldüğü üzere maddede belirtilen işlemleri eşlerden birinin yapabilmesi için diğer eşin rızasını açıkça belirtmesi gerekir. Eşin rızası, hem taahhüt hem de tasarruf işlemi için gerekli olup rıza, her işlem için ayrı ayrı açıklanmalıdır. Açık rızanın işlem belli olmadan peşin olarak verilmesi imkânsız olduğundan işlem belli hale geldiğinde hukukî işlem yapılmadan önce de rıza verilebilir. Hukukî işlem yapıldığı sırada da rızanın verilmesi olanaklı olup hukukî işlem yapıldıktan sonra verilen icazet ise geçmişe etkili hüküm ve sonuç doğurarak işlemi “geçerli” hale getirir. Rıza alınmadan yapılan işlem ise kesin hükümsüz olacaktır.

Türk Medeni Kanunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz. https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.4721.pdf

Aile Konutunun Unsurları

  • Evlilik Birliğinin Kurulmuş Olması

Aile konutuna ilişkin hükümlerin uygulama alanı bulabilmesi için öncelikle eşler arasında geçerli bir evlilik birliğinin kurulmuş olması şarttır. Yasal evlilik ilişkisine dayanmayan evlilik benzeri serbest ilişkiler veya diğer yaşam beraberliklerinde (örneğin imam nikâhına dayanan birliktelikler) kullanılan ortak konutlar, aile konutu olarak nitelendirilemeyecek ve nitelemeye bağlı koruma da gündeme gelmeyecektir.

Aile konutuna ilişkin hükümlerin geçerli olabilmesi için mevcut ve geçerli bir evlilik birliğinin varlığı arandığından evliliğin ölüm, boşanma, evliliğin iptali ve benzeri bir sebeple sona ermesi durumunda aile konutu koruması da kendiliğinden ortadan kalkar. Yabancı ülkeden alınan boşanma kararının tenfizine karar verildiğinde evlilik tenfiz kararının kesinleşmesi tarihinde son bulacağından, aile konutuna ilişkin koruma da bu tarihten itibaren ortadan kalkmış olur.

Aile konutu hükümleri bütün evliliklerde terk, birlikte yaşamaya ara verilmesi, boşanma veya evliliğin iptali davası açılması, ayrılık kararı verilmesi ve konuttan uzaklaştırma olması hallerinde de uygulanır. Evliliğin genel hükümleri arasında yer alan aile konutuna ilişkin hükümler Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce kurulan evlilikler hakkında da uygulama alanı bulur. Ancak bu hükümler nişanlılar arasında, evlilik dışı birlikte yaşamalarda, evlilik sonlandığında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce sonlanan evliliklerde ve yapılan işlemlerde uygulanmaz.

  • Aile Yaşamının Yoğunlaştığı Bir Konutun Bulunması

 “İçinde oturulan yapı, ev, ikametgah, mesken” olarak tanımlanan konut, eşlerin düzenli olarak yerleşim amacıyla kullandıkları kapalı alanı ifade etmektedir. Bir oturma yerinin aile konutu olarak nitelendirilebilmesi için ortada aile yaşamının yoğunlaştığı bir konut olması gerekmektedir. Aile konutu oturmaya elverişli olmalıdır. Bu şekilde, konutun ailenin barınma gereksinimini karşılayan özelliklere sahip olması gerekir ve bu çerçevede konutun taşınır ya da taşınmaz niteliğinde olmasının bir önemi de bulunmamaktadır.

Aile konutu kural olarak tek bir konuttur. Ancak eşlerin yurtdışında çalışıyor olmak, sağlık nedenleri ya da çocuklarının eğitim durumları gibi haklı nedenlerle yaşamsal faaliyetlerini eşdeğer seviyede geçirdikleri yerlerdeki konutlar da aile konutu olabilir. Şunu da belirtmek gerekir ki ikincil nitelikli konutlar (karavan, baraka, yat, yazlık, yayla evi, dağ evi, göl evi, bağ evi, otel odası, devremülk, gemi odası vb.) eşlerin ortak yaşamlarının merkezi olarak seçilmemesi ve bunların düzenli olmayacak şekilde geçici olarak kullanılması sebebiyle aile konutu sayılamaz.

Bir konutun aile konutu olabilmesi için aynı zamanda fiilen kullanılıyor olması ve bu konutun ortak hayatın merkezi haline getirilmiş olması gerekmektedir. Nitekim Kanun’da öngörülen özel koruyucu hükümler, ancak kaybı halinde eş ve çocukların barınma hakkının zedeleneceği konutları kapsamaktadır ve bundan dolayı ihtiyaç olmadığı için başkasına kiraya verilen, boş duran ya da ariyet olarak kullandırılan konutlar aile konutu olarak nitelendirilemez.

Aile konutunun konut olma özelliğinin yanı sıra eş ya da eşlerin işyeri özelliğini taşıması da mümkündür ve bu durumda malik olmayan eşin TMK m. 194 hükmünün korumasından yararlanabilmesi için konut-işyeri elden çıktığında eş ve çocukların barınmasız kalıyor olması gerekir. Bu nitelikteki konut-işyeri üzerindeki tasarruflarda diğer eşin rızası alınmalıdır.

Aile konutunun irade dışı elden çıkması durumunda ise konuta ilişkin koruma da kendiliğinden ortadan kalkar. Bu çerçevede aile konutunun kamulaştırılması, cebri icrada haczedilmesi, deprem gibi bir doğal afet yahut terör gibi bir durum neticesinde yıkılması gibi durumlar sonucunda aile konutu niteliğinin ortadan kalkmasında durum böyledir.

Velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi davası hakkında detaylı bilgi almak için bu makalemizi okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/velayetin-degistirilmesi-ve-kaldirilmasi-davasi/

  • Geçerli Bir Ayni ya da Şahsi Hakka Dayalı Olması

Aile konutunun eşler açısından kişisel ya da edinilmiş mal olmasının TMK m. 194 hükmünün uygulanmasında bir önemi yoktur. Başka bir ifadeyle, aile konutu kişisel mal yahut edinilmiş mal grubundan gelen bir gelirle edinilmiş olsa da TMK m. 194 hükmü uygulama alanı bulur. Keza aile konutunun eşlerin paylı mülkiyetinde bulunmasının ya da 4721 sayılı TMK öncesinde edinilmiş olmasının da TMK m. 194 hükmünün uygulaması açısından bir önemi bulunmamaktadır.

Taşınmazın üzerinde aile konutu olarak kullanıldığı tespit edilen binanın varlığı belirlenmişse tapu sicilinde cinsi arsa olarak gösterilmiş olsa bile arazinin kayıtlı olduğu tapu sicili sayfasına aile konutu şerhi işlenebilecektir. Yargıtay da özellikle aile konutu şerhini konu alan kararlarında taşınmaz üzerinde eylemli bir aile konutunun bulunduğunun tespiti halinde taşınmaz tapu sicilinde arsa olarak kayıtlı olsa dahi, keşfen aile konutu olduğu belirlenen kısımla sınırlı olarak aile konutu şerhi konulmasına karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Yargıtay, TMK m. 240 ve TMK m. 652 hükümleri kapsamında yapılan özgüleme taleplerine ilişkin davalarda da konutun aile konutu niteliğinin tapu kaydından anlaşılamadığı durumlarda, bu durumun tespiti hususunda Aile Mahkemesinden karar alınması için süre verilmesini ve bu durum bekletici mesele kabul edilerek taşınmazın aile konutu olduğunun belirlenmesi halinde, TMK m. 240 veya m. 652 hükümleri uyarınca inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiğini belirtmiş; taşınmaz, tapuda aile konutu olarak kayıtlı olmasa bile aile konutu korumasından yararlanabileceğini kabul etmiştir.

Eşlerin elbirliği mülkiyetinde ise TMK m. 702/II hükmü uyarınca Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerektiğinden TMK m. 194 hükmünde yer alan rıza koşuluna gerek bulunmamaktadır. Keza, eşlerden herhangi birinin üzerinde ayni yada şahsi bir hakka sahip olmadığı bir konut için de TMK m. 194 hükmünün uygulanması gündeme gelmez.

  • Aile Konutu Üzerinde Çekişme Bulunmaması

Oturulan konutun aile konutu olup olmadığı yönünde taraflar arasında çekişme varsa aile konutu gibi önemli bir konuda düşülen bu uyuşmazlığa Aile Mahkemesi hâkiminin müdahalesinin istenmesi mümkündür. Eşlerin sunduğu mal rejimine ilişkin sözleşmenin geçerliliği, aile konutunun da yer aldığı tasfiyeye ilişkin ilkelerin belirlenmesinde etkili ise mahkemece, öncelikle bu hususta karar verilmesi gerekir.

Çekişme konusu olan konutun aile konutu olup olmadığının tespitinde görevli mahkeme Aile Mahkemesi olup dava, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da genel hükümlere göre davalının bulunduğu yerde açılabilir. Aile konutunun tespiti davası hukukî yararı bulunan herkes tarafından açılabilir ve husumet çekişme çıkan tarafa yöneltilmelidir.

  • Aile Konutu Korumasının Başlaması ve Sona Ermesi

Aile konutu, ailenin sosyal ve ekonomik yaşamında önemli bir yere sahip olup eşlerin ortak hayatlarının en önemli malvarlığı değerlerindendir. Bir konutun satın alınması ya da kiralanması; aile konutunun seçimi, değiştirilmesi, elden çıkarılması aile bireylerini ekonomik olarak etkilemekte ve hem maddî hem manevî sıkıntılara yol açabilmektedir. Eşlerin mutluluğu ve çocukların geleceği açısından adeta bir güvence olarak görülen, maddî değerinin yanı sıra yok sayılamayacak manevî bir öneme de sahip olan aile konutunun özel olarak korunması gerektiği de kısaca aktarılan bu sebeplerle açıktır.

  • Aile Konutu Korumasının Başlaması

Aile konutu koruması, resmî evlilik birliği içerisinde eşlerce konutun aileye özgülenmesi ve bu çerçevede eşlerin ortak iradeleriyle konutun “aile konutu” olarak tahsis edilmesiyle birlikte eşler arasındaki mal rejiminin türünden bağımsız olarak başlamaktadır.

Eşlerin ortak iradeleriyle aile konutunu birlikte seçmesi ise, konut seçiminin aynı anda beraber yapılması gerektiği anlamına gelmeyip eşlerden biri tarafından diğer eşe konut seçimi hususunda rıza gösterilebilir ya da eşlerden biri tarafından seçilen konuta diğer eş sonradan onay verebilir. Bu halde önemli olan, konutun aile konutu olması hususunda eşlerin iradelerinin uyuşmuş olmasıdır.

  • Aile Konutu Korumasının Sona Ermesi

Aile konutu koruması esas itibariyle evliliğin devamı süresince söz konusu olup ölüm, boşanma veya iptal kararıyla evliliğin sona ermesi halinde söz konusu koruma da sona ermektedir.

Evliliğin boşanma veya iptal kararıyla sona ermesinin yanısıra evlilik birliği devam etmesine rağmen eşlerin aile konutunun geleceği hususunda ortak bir irade oluşturarak konuttan kesin olarak taşınmaları, kira sözleşmesi feshedilerek ya da eşlerden birinin mülkiyetinde olan konut devredilerek eşlerin konuttan ayrılmaları yahut her birinin kendilerine yeni konut edinmeleri durumunda aile konutu koruması da ortadan kalkmış olacaktır.

Sonuç

Evli bireyler arasında büyük önem taşıyan aile konutuna ilişkin TMK m. 194’de yer alan düzenleme gereği; eşlerden herhangi birinin diğer eşin açık şekilde rızası olmadığı taktirde, aile konuta ile ilgili kararlar uygulaması, kira sözleşmesini feshetmesi, aile konutunu devretmesi veyahut aile konutu üzerinde bulunan hakları sınırlaması mümkün değildir. Aile konu eşlerden yalnızca birinin mülkiyeti üzerine olması dahilinde, diğer eş için tapu kütüğüne aile konutu şerhinin konulmasını istemesinin hakkı sağlanmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, aile konutu şerhinin kurucu bir şerh olarak düşünmediğini aktarmaktadır. Bu yüzden, tapu kütüğünde aile konutu şerhinin bulunmaması gibi durumlarda, diğer eşin rızası olmadan tapuda malik şekilde gözüken eş ile işleme dahil olan üçüncü kişinin aynı hak kazanması doğrudan korunmayacaktır. Bu kısımda bulunan üçüncü kişinin niyeti sorgulanmaya tabi tutulacaktır.

Niyeti sorgulanan üçüncü kişi iyi niyetli ise, bulunan hak kazanımı korunmaktadır: fakat üçüncü kişi iyi niyetli değilse aynı hak kazanımı korunmayacaktır. Aile şerhinin etkisi eşin rızası olmadan gerçekleştirilen kazandırıcı işlemlerin üçüncü kişinin iyi niyetli olmasına rağmen geçersiz sayılması olacaktır.

Böylece, kendi rızası olmadan tapuda malik olarak yer alan eşin aile konutu ile ilgili kararlarda bulunmasını kesin olarak engellemek isteyen eş tapu kütüğüne aile konutu şerhi koydurması gerekmektedir. Koydurmaması durumunda izni olmadan üçüncü kişinin iyi niyetli hak kazanımı korunmada olacaktır.

Ek olarak, aile konutu konusunda bilinen bir taşınmazla ile ilgili eşlerden bir tanesi ile hukuki işlem yapan bir farklı kişinin daha sonra aynı hak kazanımı ile ilgili bir sorun, ihtilaf olmaması adına diğer eşin rızasını da alması gerekmektedir.




Paylaş