İdare Hukuku

Erteleme ve Takipsizlik Kararının Güvenlik Soruşturmasına Etkisi

Devlet Memurları Kanunu m.48’de, memuriyete engel teşkil eden suçlar ve durumlar açıkça sayılmıştır. Engel yaratan bu durumlar güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması aşamasında kişilerin önüne çıkmakta, bu prosedürün olumsuzlukla sonuçlanması halinde kişinin ataması ya da yerleştirmesi yapılmamakta, yapıldıysa iptal edilmekte, kişi zaten memuriyette ise ilişiği kesilmektedir. Silinmiş adli sicil kaydı, takipsizlik/ kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile erteleme kararlarının güvenlik soruşturmasında bireye sorun yaratıp yaratmadığı merak edilen önemli hususlardır. Takipsizlik kararının güvenlik soruşturmasına etkisi son zamanlarda tarafımıza yöneltilen soruların başında gelmektedir.

Takipsizlik kararının güvenlik soruşturmasına etkisi suçun mahiyetine bakılmaksızın önem arz etmemesi gerekirken bazı kurumlar maalesef sorun olarak kabul etmektedir.

Makalemizde incelenecek olan bu durumların hangi hallerin güvenlik soruşturmasına engel olacağı, hangi hallerde olmayacağı ayrıntılı olarak yazımızda mevcuttur. Güvenlik soruşturması son zamanlarda bir çok idari davaya konu olmuştur. Yaşanan bu mağduriyetler karşısında Anayasa Mahkemesi ilgili Kanun ve yönetmeliği iptal etmiştir.

Güvenlik soruşturması iptal davası açacak adayların bu makalemizi okumalarını öneririz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/guvenlik-sorusturmasi-ve-arsiv-arastirmasi-iptal-davasi/

Adli Sicil Kaydının Silinmesinin Güvenlik Soruşturmasına Etkisi

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddesinde;

(1) Adlî sicildeki bilgiler;

a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,

b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,

c) Ceza zamanaşımının dolması,

d) Genel af, Halinde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır.

(2) Adlî sicil bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir.

(3) Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiş olup 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (f) bendine göre adli sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkumiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkumiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adli sicil kayıtlarından çıkartılarak arşiv kaydına alınır. Adli para cezasına mahkumiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adli sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hakların kullanma yasağının aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hakların cezanın infazı ile sınırlı tutulmuş olması ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 9.maddesi hükmü karşısında, gerek Devlet memuriyetinde gerekse Devlet memuriyetine girmeden önce 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48’in A bendinin beşinci alt bendinde sayılan ve devlet memurluğuna atanmaya engel teşkil eden suçları işlemek suretiyle mahkum olup da cezalarını çektikten sonra mezkur kanunun 92.maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi sonucu adli sicilden hükümlülük kaydını sildirenlerin Devlet memurluğuna dönme taleplerinin kabul edilebileceği düşünülmektedir.

Takipsizlik kararının güvenlik soruşturmasına etkisi başlığında inceleyeceğiz fakat burada şunu ifade etmekte gerekir; takipsizlik kararı adli sicil kaydında görülmez.

Sonuç olarak; gerek eski gerekse yeni Adli Sicil Kanununa göre DMK 48/A-5. alt bentte sayılan suçlar bakımından; adli sicil kaydının silinmiş olması memur olma ehliyetini canlandırmayacağı genel kabul gören görüştür.

Yeni Adli Sicil Kanunu; adli sicilden silinen kayıtların arşive alınacağını ve bunların kanunda belirtilen kişi ya da kurumlarca istenebileceğini belirttiğinden artık mahkumiyetin resmi belge ve kayıtlarla ispatlanamaması durumu söz konusu olmayacaktır ki bu durum güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması prosedürünün arşiv araştırması bölümünde kişinin sicilinin araştırılması sonucu ortaya çıkacaktır. Bu nedenle DMK m.48/A-5 uyarınca sayılı suçlar bakımından adli sicil kaydının silinmesi memur olma ehliyetini kazandırmayacaktır.

Takipsizlik Kararının Güvenlik Soruşturmasına Etkisi

Ceza yargılamasında kamu davası açılması soruşturma aşamasının tamamlanıp kovuşturma aşamasına geçilmesi ile gerçekleşmektedir. Bazı durumlarda ise KYOK-Takipsizlik kararı verilir. Cumhuriyet savcısı önüne gelen her olayda dava açmakla yükümlü bir memur değildir. Olayları hukuk bilgisi ile değerlendirerek, ortada bir suç olup olmadığını ve suç varsa failini tespit etmeye yetecek delil olup olmadığını değerlendirir ve dava açıp açmamaya karar verir. Takipsizlik kararı ise soruşturma aşamasından kovuşturma aşamasına geçilecek yeterli şüphenin oluşmadığı nedeniyle verilmektedir.

Takipsizlik kararının güvenlik soruşturmasına etkisi olmamalıdır. Zira masumiyet karinesi ve suçların kanuniliği ilkesine aykırıdır. Takipsizlik kararında kişinin suçu işlemediği sabittir veya şüphe vardır. Bu sebeple iddianame düzenlenmemiştir.

Bu karar birey hakkında suç işlediğinin kesin bir kanıtı olmadığı ve masumiyet karinesi ile kişinin lekelenmeme hakkı gereğince kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığı için memuriyete engel teşkil etmemektedir. Dolayısıyla takipsizlik kararı- kovuşturmaya yer olmadığına dair karar memuriyete engel değildir. Güvenlik soruşturması sırasında kurumların kişi hakkında açılmış soruşturmanın akıbetini sorgulamadan sadece soruşturmaya istinaden memur adayının ilişiğini kesmesi hukuka aykırı olup vakit kaybetmeden 60 günlük süre içerisinde durumu idari yargıya taşımaları gerekmektedir. Zira takipsizlik kararları güvenlik soruşturmasına engel teşkil etmemektedir.

Erteleme Kararının Güvenlik Soruşturmasına Etkisi

Devlet Memurları Kanunu’nun (657 Sayılı) 48.maddesinde sayma suretiyle belirtilmiş suçlardan dolayı alınmış her türlü mahkumiyet kararı bireyin memur olma şansını elinden almakta ve bu suçlar hakkında verilen erteleme, af gibi kararlar memur olabilecekleri anlamına gelmemektedir. Erteleme kararı Türk Ceza Kanunu m.51’de düzenlenmiş olup üç yıl süresince HAGB kararına benzer nitelikte bir sonuç doğurduğu ve bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirleneceği; bu sürenin alt sınırının ise mahkûm olunan ceza süresinden az olamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Denetim süresinin iyi halli ve öngörülen sorumluluk ve yükümlülüklerin yerine getirilmesi durumunda cezanın infaz edilmiş sayılacağı aynı maddenin son fıkrasında geçirilmiştir. Dolayısıyla erteleme kararları ya da eski TCK da geçirildiği üzere tecil kararlarının yine DMK m.48’de sayılan suçlar haricinde memuriyete engel teşkil etmediğini söyleyebiliriz. DMK m.48de belirtilen suçlar haricinde cezanın ertelenmesi durumunda güvenlik soruşturması sürecinde herhangi bir olumsuzluk yaşanması hukuka aykırılık yaratacaktır.

Sonuç olarak takipsizlik kararı kişinin suçu işlememesi veya işlediği yönünde yeteri kadar şüphenin olmamasıdır. Bu sebeple iddianame düzenlenmemiştir. Hal böyleyken idare tarafından kişinin güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandırmak olanaksızdır. Aksi durumda hukuka aykırı idari işlem tesis edilmiş olup mahkeme tarafından iptali gerekecektir.

Bu şekilde memuriyete engel olmayacak bir karardan ötürü güvenlik soruşturmasından olumsuz bir sonuç alarak mağduriyet yaşadığınız takdirde ilgili işlemin iptali için idari yargıda iptal davası açmanız gerekecektir. Bu durumda alanında uzman idare hukuku avukatı size profesyonel anlamda yardımcı olacaktır. Hak kaybı yaşamamanız ve yaşadığınız mağduriyeti giderebilmeniz açısından Ankara idare hukuku avukatı aramanız yararınıza olacaktır.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu